Sosyal Ağlarda Biz
English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

++Sitene Ekle

29 Haziran 2015 Pazartesi

Hz. Süleyman'ın Mabedi



 Hz. Süleyman'ın Mabedi 

Ezoterik Semboller ve Şifreler



Ezoterik Semboller ve Şifreler

İsrail, Masonluk ve Siyonizm

 İsrail, Masonluk ve Siyonizm






Cinler



Cinler


İLLUMİNATİ NEDİR? HORUS GÖZÜYLE ve DECCALLE BAĞLANTISI NEDİR?

İLLUMİNATİ NEDİR? HORUS GÖZÜYLE ve DECCALLE BAĞLANTISI NEDİR? 


Yahudiler ve BAAL putu

Yahudiler ve BAAL putu

88 - Nihayet Sâmirî onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Bunun üzerine Sâmirî ve adamları: "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu" dediler.

89 - Onlar görmüyorlar mıydı ki, o buzağı, kendilerine hiçbir sözle karşılık veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamıyordu.

90 - And olsun ki Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.

91 - Onlar (cevap olarak şöyle) demişlerdi: "Musa bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edeceğiz."

92 - (Musa gelince kardeşine şöyle) dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığa düştüğünü gördüğün vakit, seni engelleyen ne oldu?"

93 - "(Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karşı mı geldin?"

94 - Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma. Ben senin 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi.

95 - (Hz. Musa bu defa Sâmirî'ye dönerek) "Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?" dedi.

96 - Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dedi.

97 - (Musa ona şöyle) dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız."

98 - Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır.

99 - (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitab) verdik.

TAHA SURESİ



Israil’in belası baal-İştar Akad mitolojisindeki bir tanrıça

Israil’in belası baal-İştar Akad mitolojisindeki bir tanrıça


123 - Şüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir.
124-125-126 - Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi.
127 - Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır.
Saffat suresi

Israil’in belası baal



Eski Ahit döneminde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Samilerin başlıca tanrılarından biridir. Bu ad daha sonra “efendi” ya da “sahip” ile eşanlam taşır oldu. Baal, doğayı yöneten ve onu dirilten bir Gökyüzü Tanrısı sayılırdı. Gökgürültüsü sesi, şimşekler oklarıydı ve yeryüzüne yağmur gönderirdi. Güneşin olumlu etkilerinden başlı başına sorumluydu. Öte yandan Verimsizlik ve Ölüm Tanrısı Mot ile tam bir uyumsuzluk içindeydi. Bazen bu savaşlarda Baal öldürülürse de, her zaman yeniden canlanırdı. Ölüp dirilen, bundan ötürü de doğa ve mevsimin verimliliğiyle sıkı bağlantısı bulunan birkaç Doğa Tanrısı’ndan biriydi. Genellikle silahlı, elinde mızrak tutan ve güneşin simgesi olan başında ışınlarda oluşma taç bulunan bir heykel biçiminde tanımlanırdı. Ona yüksek yerlerde ya dam üstlerinde ya da Midyanilerce Horeb Dağı’nda, Amalekitlerce Sina Dağı’nda ve Fenikelilerce Karmel Dağı’nda olduğu gibi dağ tepelerinde tapınılırdı. Boğa kutsal hayvanıydı. Baal inancı Fenikeliler aracılığıyla Kartaca’da yayıldı. Ancak, orada özellikleri çok daha sert Güneş Tanrısı Moloch’un ve ötekilerin nitelikleri içinde eriyip birbiriyle kaynaştı. 18. Sülale döneminde Mısır’da da Baal’a tapınıldı. Kendi tek tanrılı dinleri tam olarak gelişmezden önce Baal’a tapınmak, İbraniler arasında da zaman zaman güçlü bir yaygınlık kazandı.

Bildiğimiz kadarıyla İsrail halkı tarım ile uğraşan bir toplumdu. Tarım işleri onların yaşam kaynağıydı. Yani bugünün koşullarıyla değerlendirecek olursak maaşları, emeklilikleri ve sağlık sigortaları toprağın verimliliğine endeksliydi. Toprağın verimi düştüğünde veya kurak dönemler geldiğinde Tanrı’ya dualarla yakarırlardı. Fakat sabırlı bir şekilde dualarının yanıtını beklemektense, belki de fazla uyanık olduklarından dolayı, şanslarını bir de Baal tanrısı, yani fırtına tanrısı ile denerlerdi. Böylece halk uzun vadede hem Tanrı’dan uzaklaşır hem de toprağın düştüğü lanete esir düşerdi. Peki ya biz? Hayatımız dertlerle dolduğunda, Tanrı’nın yardımını gecikse de O’nu beklemek yerine hangi gizli putlara dönüyoruz acaba? Borca güvenmek mi, açgözlülük mü, şehvet mi, madde bağımlılığı mı, bizi Tanrı’dan uzaklaştıran ilişkiler mi?

İştar nedir
Akad mitolojisindeki bir tanrıça.

Sümer mitolojisindeki İnanna'dan türemiştir; İştar'a İnanna'nın Akad mitolojisindeki hali denilebilir. Kökeni kuzeybatı Semitik tanrıça Astarte'ye dayanır. İştar'ın Astarte, Anunit ve Atarsamain olarak da anıldığı olmuştur.

İnanna Utu/Shamash'ın ikiz kız kardeşi, Nanna/Sin'in kızıdır. Enlil'in dünyasında ilk doğan odur. Verilen ilk isimler Sümerce iken ikinciler Akadlar tarafından bu tanrılara verilen isimlerdir.

Tanrıça İştar Venüs gezegenini temsil eder. Bereket, aşk, savaş ve seks tanrıçasıdır.

İştar'ın batı dillerindeki kullanılan karşılığı, 'yıldız' anlamında 'star' (İngilizce), 'Stern' (Almanca)'dır. Eski dönemlerde batıda, haftanın her bir günü, birine ayrılarak Güneş, Ay ve beş yıldıza (bazıları aslında gezegen) tapınılıyordu. 'Saturday' olarak kullanımdaki İngilizce sözcük, Satürn gezegenine adanmıştı.

İştar'ın simgesi bugün çok yaygın olarak kullanılan beş köşeli yıldızdır. Dikili tahta kazık, Meşe ağacı (bol yapraklı ağaçlar) ve Kırmızı gül İştar'ın diğer simgeleridir. İştar yıldızı ayrıca, güneş çemberinin içinde ters çevrilmiş şekliyle pentagram, (satanizm) simgesidir. 

İştar'ın başkaca adları arasında Astarte, Aştoret, Artemis, İsis, Venüs, Kibele gibi çeşitli adlar bulunur. İlk başta Baal'in annesi olan İştar, daha sonra ölen Baal'in reenkarnasyon ile yeniden dünyaya gelmesiyle bu kez Baal'ın eşi olur. Kırmızı gül İştarı simgelerken, lale Baal ile ilgili bir simgeyi oluşturur.

Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin gibi edebiyatta yeralan bazı efsanevi aşk konuları, batıda da başka adlar alarak, gerçekte Baal ve İştar'ın aşkını simgelerler. Kırmızı Gül'ün kırmızı ile bir savaş tanrıçası olan İştar'ın kan dökülmesini sağlaması, insanları çatışmalarda kurban etmesi simgelenir.

İştar kuzey Zazaca'da Astare, güney Zazaca'da ise İştar olarak adlandırılır Türkçe karşılığı ise yıldız demektir

Kutsal Mısır Böceği (Skarabe, Skarab Beetle)

Kutsal Mısır Böceği (Skarabe, Skarab Beetle)


Skarabe, Eski Mısır'daki en yaygın sembollerden biridir. Mısır tradisyonunda farklı bağlamlarda, üç değişik anlamda kullanılmış olan sembolün simgelediği anlamlar şöyle açıklanır:







Ra'nın “khepre” şeklini temsil eden kullanımlarında kozmik evrenin meydana getirilişini simgeler. Bu böceğin üreme biçimi, kendi kendini doğuran, daha doğrusu kendi kendinin nedeni olan yaratıcı güç “Phtha”nın evrendeki kozmik nesneleri şekillendirerek oluşturmasını temsil eder. Burada söz konusu olan güç, yoktan var eden değil, “var edilen”i biçimlendiren bir güçtür. Mısır'ın hiyeroglif yazısında “olmak”, daha doğrusu “verilen biçimi alarak varlık haline dönüşmek” anlamına gelen “hpr” ya da “kheper” fiili ayakları açık bir skarabe ile yazılır. İlah Khepra'nın adı da bu fiilden türemiştir.
Güneş ile birlikte kullanımlarında, Güneş sistemi'nin kendisine yaşam veren, kendisini yöneten Sirius Sistemi ile ilişkisini simgeler. Böceğin yumurtalarını koyduğu ve itme gücüyle yuvarladığı küre, kozmozda bir güçle yuvarlanıp giden bir ateş küresi olan ve tohumlarını Sirius'tan alan Güneş'i simgeler. Sembolün bu anlamdaki kullanımında, sembole genellikle Güneş'i simgeleyen bir diskin eşlik ettiği görülür.

Ölüm ve ölüm-ötesi konularıyla ilgili olarak kullanımında ise reenkarnasyonu simgelemek üzere kullanılırdı. Bununla birlikte Skarabe'nin eski Mısır'da aynı zamanda bir tür muska olarak da kullanıldığı bilinmektedir.

Kadim Mısır'ın Tılsımsal Böceği

Kadim Mısır'ın Tılsımsal Böceği
Kadim Mısır'ın bu kutsal böceği, günümüz dünyasının bile en geçerli tılsımlarından biridir. Kadim Mısırlılar, onun yaratılış, erkekliğin tartışılmaz gücü, üreme, bilgelik, reenkarnasyon, ölümsüzlük ve yenilenmeyle özdeşleştirmişlerdir. Bokböceği tılsımı, hemen hemen dört bin yıllık bir faal yaşam süresi gösteren ve dünyadaki tılsımların içinde en uzun bir geçmişe sahip olanıdır. Bugün bokböceği simgeli yüzük, küpe ve broşlar uğur olarak hala kullanılmaktadır.[1]

Amulet of Scarab, Skarab

Skrape ve Amuletler

Amulet, kötülükleri uzaklaştırdığına, uğur getirdiğine, hastalıkları iyileştirdiğine ve özel güçlere sahip olduğuna inanılan , doğal ya da insan eliyle yapılmış nesne; bir tür nazarlık ya da muskaya verilen addır. Üstte taşınabildiği gibi çeşitli yerlerde de saklanabilir. Değerli taşlar, metaller, hayvan dişleri ve pençeleri gibi pek çok nesne amulet olarak kullanılmıştır. Amuletin kökeni Eski Mısır'a dayanır. Mısırlılar kendilerini kötü günlerden, düşmanlardan ve tehlikelerden korumak için SKARABE, engerek başı, sembolik gözler ve KARTUŞ gibi amuletler kullanmıştır. Pek çok uygarlıkta da hematit, yeşim, ametis, lapis, lazuli ve kantaşı gibi taşların kendilerine özgü koruyucu güçleri olduğuna inanılmıştır.Bir inanışa göre mercan, şeytanın evlerdeki kötü etkisini uzaklaştırma gücüne sahiptir. Hıristiyanlıkta encolpia denen amulet , haçlar, aziz kemikleri vb. Dinle ilgili RÖLİK'lerdir. Boyna asılarak taşınanlar periapta, ikiye katlanabilenler pyctacium adını alır.[2]

Scarab

Scarab Beetle [kheper] (English Language)

Dung beetles are beetles that feed partly or exclusively on feces. All of these species belong to the superfamily Scarabaeoidea; most of them to the subfamilies Scarabaeinae and Aphodiinae of the family Scarabaeidae. This beetle can also be referred to as the scarab beetle. As most species of Scarabaeinae feed exclusively on feces, that subfamily is often dubbed true dung beetles. There are dung-feeding beetles which belong to other families, such as the Geotrupidae (the earth-boring dung beetle). The Scarabaeinae alone comprises more than 5,000 species.[1]

Many dung beetles, known as rollers, are noted for rolling dung into spherical balls, which are used as a food source or brooding chambers. Other dung beetles, known as tunnelers, bury the dung wherever they find it. A third group, the dwellers, neither roll nor burrow: they simply live in manure. They are usually attracted by the dung burrowing owls collect.[3]

Appearance: The particular species of beetle represented in the numerous ancient Egyptian amulets and works of art was commonly the large sacred scarab (Scarabaeus sacer). This beetle was famous for his habit of rolling balls of dung along the ground and depositing them in its burrows. The female would lay her eggs in the ball of dung. When they hatched, the larvae would use the ball for food. When the dung was consumed the young beetles would emerge from the hole.

Millions of amulets and stamp seals of stone or faience were fashioned in Egypt depicted the scarab beetle.

Meaning: It seemed to the ancient Egyptians that the young scarab beetles emerged spontaneously from the burrow were they were born. Therefore they were worshipped as "Khepera", which means "he was came forth." This creative aspect of the scarab was associated with the creator god Atum.


The ray-like antenna on the beetle's head and its practice of dung-rolling caused the beetle to also carry solar symbolism. The scarab-beetle god Khepera was believed to push the setting sun along the sky in the same manner as the bettle with his ball of dung. In many artifacts, the scarab is depicted pushing the sun along its course in the sky.

During and following the New Kingdom, scarab amulets were often placed over the heart of the mummified deceased. These "heart scarabs" (such as the one pictured above) were meant to be weighed against the feather of truth during the final judgement. The amulets were often inscribed with a spell from the Book of the Dead which entreated the heart to, "do not stand as a witness against me." [42]

Temple of Horus, Edfu
Scarab in Ancient Egypt

Several species of the dung beetle, most notably the species Scarabaeus sacer (often referred to as the sacred scarab), enjoyed a sacred status among the ancient Egyptians.

The hieroglyphic image of the beetle represents a trilateral phonetic that Egyptologists transliterate as xpr or pr and translate as "to come into being", "to become" or "to transform". The derivative term xprw or ḫpr(w) is variously translated as "form", "transformation", "happening", "mode of being" or "what has come into being", depending on the context. It may have existential, fictional, or ontologic significance.

The scarab was linked to Khepri ("he who has come into being"), the god of the rising sun. The ancients believed that the dung beetle was only male in gender, and reproduced by depositing semen into a dung ball. The supposed self-creation of the beetle resembles that of Khepri, who creates himself out of nothing. Moreover, the dung ball rolled by a dung beetle resembles the sun. Plutarch wrote:

“ The race of beetles has no female, but all the males eject their sperm into a round pellet of material which they roll up by pushing it from the opposite side, just as the sun seems to turn the heavens in the direction opposite to its own course, which is from west to east."”

The ancient Egyptians believed that Khepri renewed the sun every day before rolling it above the horizon, then carried it through the other world after sunset, only to renew it, again, the next day. Some New Kingdom royal tombs exhibit a threefold image of the sun god, with the beetle as symbol of the morning sun. The astronomical ceiling in the tomb of Ramses VI portrays the nightly "death" and "rebirth" of the sun as being swallowed by Nut, goddess of the sky, and re-emerging from her womb as Khepri.

The image of the scarab, conveying ideas of transformation, renewal, and resurrection, is ubiquitous in ancient Egyptian religious and funerary art.

Excavations of ancient Egyptian sites have yielded images of the scarab in bone, ivory, stone, Egyptian faience, and precious metals, dating from the Sixth Dynasty and up to the period of Roman rule. They are generally small, bored to allow stringing on a necklace, and the base bears a brief inscription or cartouche. Some have been used as seals. Pharaohs sometimes commissioned the manufacture of larger images with lengthy inscriptions, such as the commemorative scarab of Queen Tiye. Massive sculptures of scarabs can be seen at Luxor Temple, at the Serapeum in Alexandria (see Serapis) and elsewhere in Egypt.

The scarab was of prime significance in the funerary cult of ancient Egypt. Scarabs, generally, though not always, were cut from green stone, and placed on the chest of the deceased. Perhaps the most famous example of such "heart scarabs" is the yellow-green pectoral scarab found among the entombed provisions of Tutankhamen. It was carved from a large piece of Libyan desert glass. The purpose of the "heart scarab" was to ensure that the heart would not bear witness against the deceased at judgement in the Afterlife. Other possibilities are suggested by the "transformation spells" of the Coffin Texts, which affirm that the soul of the deceased may transform (xpr) into a human being, a god, or a bird and reappear in the world of the living.

One scholar comments on other traits of the scarab connected with the theme of death and rebirth:

“ It may not have gone unnoticed that the pupa, whose wings and legs are encased at this stage of development, is very mummy-like. It has even been pointed out that the egg-bearing ball of dung is created in an underground chamber which is reached by a vertical shaft and horizontal passage curiously reminiscent of Old Kingdom mastaba tombs." ”

In contrast to funerary contexts, some of ancient Egypt's neighbors adopted the scarab motif for seals. The best-known of these being Judean LMLK seals (8 of 21 designs contained scarab beetles), which were used exclusively to stamp impressions on storage jars during the reign of Hezekiah.

The scarab remains an item of popular interest thanks to modern fascination with the art and beliefs of ancient Egypt. Scarab beads in semiprecious stones or glazed ceramics can be purchased at most bead shops, while at Luxor Temple a massive ancient scarab has been roped off to discourage visitors from rubbing the base of the statue "for luck".

Kaynaklar / Sources

[1] tr.wikipedia.org/wiki/Bok_böceği
[2] www.muze.gazi.edu.tr/trsozluk.htm
[3] en.wikipedia.org/wiki/Dung_beetles
[4] www.egyptianmyths.net/scarab.htm

SWASTIKA / GAMALI HAÇ

SWASTIKA / GAMALI HAÇ


Svastika (Sanskritçe: स्वस्तिक ) ya da gamalı haç, tarih öncesi dönemlerden kalma sembol.


-Kökenbilim

Gamalı haç ismi Yunanca gama (Γ) harfine ve haç şekline (+) atfen verilmiştir. Svastika kelimesi Sanskritçe'deki su (iyi) ve asti (olmak) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. "İyi olmak, mutlu ve sağlıklı olmak" anlamlarına gelir.

-Geometri

Sağ tarafa bakan gamalı haç bazen saat yönünde bazen de saat yönünün tersine dönüyor olarak tarif edilir.

Svastika, şekli ile hayali bir kare formun içine oturmaktadır. Ancak türüne göre daire gibi her türlü geometrik forma dönüşebilmektedir. Sağa dönük svastikalar genellikle “saat yönünde” ya da “saat yönünün tersi” diye tanımlanabilir. Svastikalar düzensiz bir 20 kenarlı çokgen olarak kabul edilebilir. Genel olarak 5x5‟lik 17 karelik bir kompozisyondan oluşturmaktadır. Gamalı haç motifi üzerinden yola çıktığımızda her kenar 60, 36, 12 ve 12 oranları ile bölünür.

Svastika sembolü, biçiminde ki dinamik ve esnek yapısı ile temel yapısından yararlanarak ayrıca temel yapısını çok fazla deforme etmeden çok çeşitli yeni ve özgün formlar elde etmeye müsait bir yapıya sahiptir. Görülen farklı stilizasyonları ile svastikanın kollarının adedinin artırılması, eksiltilmesi, biçiminin, yerinin ve yönünün değiştirilmesi gibi birçok müdahale ile yeni ve özgün biçimler elde edildiği görülmektedir.


Tarihçe

Evrensel olduğu düşünülen bu sembolün doğal olarak birçok medeniyet ve kültürde kullanılmıştır. Örneğin Hong Kong Sanat Müzesinde bulunan ve Majiyao kültürüne, yani MÖ 2200-2000 yıllarına tarihlenen neolitik döneme ait geometrik desenli toprak kap, üzerinde gamalı haç desenleri taşıyor. Hindistan’da çok faklı din ve kültürler gamalı haç işaretini yaygın biçimde kullanmışlardır. Svastika Hinduizm, Budizm ve Jainizm'e göre kutsaldır. Pek çok antik uygarlıkta görülür. Örneğin Orta ve Güney Amerika medeniyetlerinde, özellikle Mayalar, Navarrolarda görülür. Mezopotamya'da bulunan pek çok sikkede svastika görülür. Erken dönem Hristiyanlıkta ve Bizans İmparatorluğu'nda da svastika kullanıldığı görülür. Gamalı haç ismi Bizans döneminde kullanılmaya başlanmıştır.

Svastikanın dört kolu, dört kozmik gücü (ateş, su, hava, toprak) simgelemektedir. Ayrıca bazı kaynaklarda, eski dönemlerde bu sembol sayesinde dört kozmik gücün etki altına alınıp büyü yapıldığı belirtilir.

Bazı kaynaklarda da svastikanın dört adet L harfinden oluştuğu ve bunların Light-Life-Love-Luck yani Işık-Yaşam-Sevgi-Şans anlamına geldiği belirtilir; ancak svastikanın antik bir sembol olması ve İngilizce'nin 5. yy'da ortaya çıktığı dikkate alındığında, 4-L göstergesinin sonradan atfedilmiş bir anlam olduğu anlaşılır.


-Hinduizm

Svastika ile ilgili olarak yapılan bu araştırmada özellikle Hindistan‟da ki oluşum karşımıza çıkmaktadır. Hindistan‟da kutsal bir sembol olarak kullanılmasının, sembolün korunması ve yaygınlaşmasında belki de önemli bir rol oynamıştır denilebir. Buna göre, Hinduizm‟de, iki sembol (sağa bakan-sola bakan), yaratıcı tanrı Brahma‟nın iki formunu temsil ediyor; sağa dönük şekilde, evrenin evrimini temsil ediyor. Sola dönük şekilde ise evrenin içe dönüşünü temsil ediyor. Ayrıca tüm dört yöne işaret ettiğinden (kuzey, güney, doğu, batı) kararlılığı ve sabitliği de temsil ediyor. Onun güneş sembolü olarak kullanılması ilk kez tanrı Surya‟nın temsilinde görülür. Svastika tüm Hindular tarafından aşırı derecede kutsal ve uğurlu olarak düşünülüyor ve düzenli olarak Hint kültürüne ait eşyaları dekore etmek amacıyla kullanılır.

Tüm Hindu yantralarında ve dizaynlarda kullanılır. Hindistan‟ın alt kıtası boyunca, mabedlerin kenarlarında, dini motiflerde, hediye eşyaları ve mektup başlarında görülür. Hindu tanrısı Ganeş genellikle svastikalar yatağının içinde çıkan bir nilüfer çiçeğinin içinde gösterilir. Ayrıca Svastika, Hindu düğünlerinde, festivallerinde, ev koridorlarında, elbise ve mücevheratta, motorlu taşıtlarda ve hatta kek, pasta, makarna gibi yiyeceklerin süslemesinde kullanılır.

Svastika, Hindu dininin en uğurlu simgesidir, eski güneş işaretinin dört dik açı kolunu simgeler. Hindu gamalı haçının dört kolu, şunları temsil eder: 1. Boşluğun dört talimatı, 2. Dört Vedas, Hindu dininin esasını oluşturan eski Kutsal Kitaplar, 3. Doğumdan ölüme yaşamdan dört aşram, ev sahibi yaşamı, öğrenci yaşamı, ölüm, ve yaşamdan vazgeçim, 4. Yılın 4 mevsimi. Hindu‟larda iyi şansın bir simgesi olarak kullanılan svastika “Hindistan‟ın Baroda dağının kuzeyinde ki üst tapınağında yolda satış için hazırlanan Hindu dua kumaşları üzerinde de kullanılmaktadır.”

Bengal Hinduları arasında svastika biraz daha farklı olarak kullanılır.bu sembol Bengal Hindularında biraz daha düz olarak görülür. Calcutta‟da bulunan önemli bir derginin adı da svastika dır. Aum sembolu de aynı zamanda kutsaldır. Aum yaratılış şeklinin temel temsilcisi olarak görülürken svastika sadece geometik bir şekil olarak görülür. Svastika Lord Vishnu‟nun 108 sembolünden bir tanesidir ve onsuz hayat olamayacağı güneşin ışınlarını temsil eder.

Kolları saat yönünde dönük olan şekliyle, başarı ve uğurun yanı sıra hayatın kaynağı olan güneş ışığını simgeler. Kolları ters yöne dönük şekli ise geceyi ve uğursuzluğu ifade eder.

-Budizm

Falun Gong amblemi, Li Hongzhi'ye göre evrenin bir minyatürüdür.

Doğu'daki kültürlerde, swastika Buda'nın bir sembolüdür. Çin'de ise sonsuzluğu ve evren düşüncelerini ifade etmektedir. Swastika, Çince wan ve Sanskritçe de ise srivatsa olarak bilinir. Swastika Buda'nın Sembolüdür. Swastikalar genellikle Asya'daki küçük ya da büyük tüm Buda heykellerinin üzerinde bulunur. Hong Kong'un Lantau adasında bronzdan büyük Buda heykeli 1993 yılında tamamlandı ve yüksekliği 35 metrenin üzerindedir. Gamalı haç sembolü aynı zamanda Buda Okulunun Falun Gong uygulamasında 1992'de ortaya çıkmıştır.


-Hıristiyanlık

Hıristiyanlıkta svastika haçın çengelli versiyonu olarak düşünülür. İnsanın ölüme karşı zaferini sembolize eder. Bazı Romanesk ve Gotik çağlarda inşa edilen Hristiyan kiliselerinde önceki Roma süsleri etkisiyle bu forma rastlanır,Bulgaria - Sunny Beach Nesebar merkezi Svastikalar çoğunlukla 12. yüzyıldan kalma Ukrayna Kiev‟ de bulunan St. Sophia kilisesinin mozağinde sergilenir. Ayrıca bunlar St. Ambrosse Bazilikasında bir mezarda süsleme motifi olarak kullanılmıştır.


-İslam

Svastika sembolü, İslam Sanatlarında da görülmektedir. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde halı kilim motiflerinde ayrıca süsleme resimlerinde ve hat sanatında kullanılmıştır. İslam sanatında süsleme resimlerinde desen ve motif olarak kullanılmıştır. İran'daki Cuma Camii ile ve Lübnan'daki Tiripoli de Taynal camilerinin her ikisinde de svastika motifleri vardır.

Kazakistan'ın Türkistan kentinde bulunan Ahmet Yesevi (1093-1156) Türbesi, ana kapının sağ tarafında değişik tasvir edilmiş bir svastika, ana kapının sol tarafında ise yaygın olarak bilinen haliyle bir svastika bulunmaktadır.


-Türkiye

Türkiye'de, başta Milas ve Efes olmak üzere Ege Bölgesinde, svastika kullanımıyla ilgili birçok tarihsel iz bulunur. Milas'ta Kurşunlu Camii olarak bilinen Firuz Bey Camii'nin giriş kapısı üzerinde bir svastika işareti bulunur, ayrıca Milas Müzesi'nin bahçesinde bulunan bir taşın üzerinde 4 adet svastikadan oluşan bir diktörtgen rölyef vardır.

Diyarbakır'ın dışdünyaya açılan 4 tane kapısı mevcuttur. Bunlar kuzeyde Dağ Kapı (Harput Kapı), batıda Urfa Kapı (Halep Kapı), güneyde Mardin Kapı ve doğuda Yeni Kapı (Dicle Kapı veya Sur Kapı) dır. Surlarda birçok medeniyetin imzası niteliğindeki ve içlerinde Süryanice‟ de yazılı olan kitabeler ve motiflerin yanında görülen gamalı haç şekilleri bulunmaktadır.

Çağdaş Hat sanatçısı üstad Emin Barın‟ın, hem Osmanlıca hem de Latince alfabelerden oluşturduğu bazı hat çalışmalarında, svastika formunu çağrıştıran hat sanatı çalışmaları yaptığı görülmektedir.

Anadolu‟da tarih öncesi çağlara ait bulunan ve dünyanın da bu dönemlere ait bilgilere ulaşması açısından gözbebeği olmuş, Konya‟da bulunan Çatalhöyük‟te yapılan kazılardan elde edilen M.Ö. 7500 yıllarında Cilalı Taş ve Bakır Devrine ait taş tabletlerde ve ev gereçlerinin bir kısmında svastika sembolü kullanılmıştır.

Çatalhöyük'le ilgili olarak kapsamlı araştırmalara imza atmış olan James Mellaart‟a göre, “Bütün gamalı haçlar, dışarıya doğru yayılan olan merkezi bir hareketle gösterilir. Kendi statik merkezi, evren ve Tanrısal gücün merkezini temsil eder. Svastika, bilinen bir simge olarak Avrasya'nın bütün parçalarında kullanılmıştır”.


-Nazi Partisi'nde kullanımı

Gamalı haç, I. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi ve hükümeti tarafından amblem olarak kullanılmıştır. Nazilerin kullanmış olduğu gamalı haçın adı Almancada Hakenkreuz'dur. Daha sonra Nazi Almanyası'nın bayrağında da kullanılmıştır. Svatikanın bu anlamda kullanımı 1945'te Nazi Almanyası'nın yenilmesi ile birlikte sona ermiştir ve bazı ülkelerde svastika kullanımı suçtur. Günümüzde bazı Neo-Nazi gruplar svastika kullanmaya devam etmektedirler.

Görseller sonradan eklenmiştir..

https://www.facebook.com/notes/%C5%9Famil-erkan/swastika-gamal%C4%B1-ha%C3%A7/10150575589796406

Ankh (Nil'in Anahtarı Crux Ansata)

Ankh (Nil'in Anahtarı Crux Ansata)









Ank (i). Eski Mısır'da hayat sembolü olan tepesi halka şeklindeki kulplu haç.[1]
Ankh “T” harfinin üzerine oturtulmuş küçük bir daireden ibaret [2] olup çoğunlukla haç'a benzetilen; fakat Hıristiyanlıkla pek alakası olmayan en yaygın bir eski Mısır sembolüdür.[3] Kadın ve erkeğin birlikteliğini simgeler ve "evrensel yaşamın çekiciliği" olarak ele alır.[2] "Hayat anahtarı" ya da [4] "Nil'in anahtarı" olarak da bilinir.[2]
Ank Eski Mısır'da en güçlü kültürel ve dinsel sembollerden biriydi. Yaşamın sembolüydüfiravun ve tanrıları Ankh ile gösteren bir çok sanat eseri mevcuttur.[5]

İsis misterleri inisiyasyonunda kullanılan bu sembole birçok Mısır tanrısının elinde rastlanmakla birlikte en çok İsis'in elinde rastlanır. Bu sembole “kulplu haç” (crux ansata) da denilir.[2]
Ankh'ın şekil olarak neyi temsil ettiği egyptologlar tarafından sürekli tartışılmıştır.

Kimileri şeklinin insan vücudu olduğunu söyler. En yaygın kanılardan biri de budur çünkü Ankh ölümün ardından yaşamın sembolü onun anahtarıdır. Şekil itibariyle çift cinsiyetli olduğu söylenir ki bu da kadın veya erkek ayırt etmeksizin köle ırk hariç bütün insanları temsil eder.

Kimileri ise seklinin Nil nehri olduğunu savunur. Doğduğu yer ince ucu döküldüğü İskenderiye deltası yuvarlak başısağa ve sola açılan kollar ise Nil'in doğu ve batı yakasıdır.






Bir başka teoriye göre ise ölüm ile bir tutulan çarmıh'ın üst bölümü yuvarlanmış şeklidir. Bilinmektedir ki çarmıha germe yalnızca Romalılar tarafından değil o dönemde gerek Yunanlılar gerekse Mısırlılar tarafından sürekli uygulanan bir cezalandırma yöntemiydi. Bu haç şeklinin tepesinin yuvarlanıp bir elips/halka şekli oluşturmasının sebebi ise sonsuz bir döngüyü işaret etmesi böylece ölümden sonra yaşamı sembolize etmesidir.

Tabii ki bunların hepsi de sadece teoriden ibarettir.[6]
Ankh ölümün ardından yaşamın sembolü onun anahtarıdır bu sebepten şeklin insan vücudu olduğu söylenir şekil çift cinsiyetlidir. Anahtar güç ve sahiplenmenin simgesidir. Herkes kendi anahtarına kendisi sahiptir. Bu anahtar ile kendi kapısının kendi gizemlerinin kilidini açacak ve kendi eserini verecektir. Bu sembolik anahtar her cevabın bizde olduğunu simgeler. Kendi kendini tanımayı becerebilmek gerekliliği vurgular. Haç şeklinin tepesinin yuvarlanıp bir halka şekli oluşturmasının sebebi ölümden sonra yaşamı sembolize etmesidir. Tanrıça Ma'at başında bir devekuşu tüyü ve her iki kolunda birer "Ankh' yaşamın sembolü olan yaşam anahtarı ile sembolize edilir.[7]
James Churchward'a göre daire Mu'da ilâhî bir semboldü; "T" sembolü (Tau) ise "Ta-Ha" diye okunurdu ki anlamı "yıldızlardan gelen sular"dır. Ezoterik bilgilere göre de su sembolü tesirleri ifade eden bir semboldür.
Daire Raul Emmanuel gibi kimi teozofi yazarlarına göre görünmez hiyerarşiyi simgelemektedir. T'nin yatay çizgisi ise görünmez hiyerarşi ile insanların birbirinden ayrıldığı bölgeyi gösterir. Bu durumda alt kısım hür iradesiyle insana ayrılan yaşamı temsil eder. Sembolde aktif ve pasif erkek ve dişi yer ve gök ikileminin ifade edildiğini düşünenler de vardır. Ejiptologlar ise sembolün dairesinin İsa'yı temsil ettiği kanısındadırlar ki ezoterik bilgilere göre Ra'nın yıldızı fizikî Güneş değil "süptil Güneş" ya da "Güneş'in ardındaki Güneş" olarak ifade edilen "Sirius"tur . Bu durumda sembol Sirius ile ilgili bir anlam taşımaktadır. Nitekim Ankh'ın biraz değişik bir biçimi olan "İsis düğümü" Sirius'u temsil eden İsis'in (isis ve Osiris) adıyla anılır. İsis düğümü Dünya'daki tüm yaşam tezahürünün besin kaynağı olan 'yaşamsal akışkan'in sonsuz özünü temsil ederdi ki bu İsis'le özdeş kabul edilirdi. Ankh sembolü diğer semboller gibi kullanıldığı yere göre farklı anlamları olan bir semboldü. Örneğin alnın ortasında tutulduğu zaman 'misterler'e inisiye olmuş bulunmayı ve sırrı gizli tutmayı ifade ederdi. Yani bu inisiye olmayanlara (arkanlar'a) kapatan anahtardı. Psişik yetenekleri açığa çıkararak görünmez hiyerarşi ile vizyon veya sezgi yoluyla temasa geçen kimse yani öte âlemin tülünü aralamış kimse misteri kaybetmeksizin kimseye açıklayamazdı.

Mumyaların üzerine konulan Ankh sembolü ise mumyalananın tanrılara (görünmez hiyerarşiye) benzer duruma gelene kadar doğum-ölüm süreçlerinden (reenkarnasyon) defalarca geçeceğini ifade ediyordu.[3]
Sembolün dairenin altında kalan Tau adıyla bilinen “T” kısmı Maya İnka Hindu Çin ve Kalde yazıtlarında rastlanan birçok alfabede kullanılan bir harftir.[2]
Anlamı

Sözcük anlamı “yaşam” olan Ankh işaretinin simgelediği 12 anlamdan 4'ü şöyle açıklanır:
Ankh sembolü genel anlamıyla ya da semavî ve dünyevî alem arasındaki irtibata ilişkin anlamıyla kullanıldığında daire Semavi Yönetim'i “T”nin yatay çizgisi olan kol yeryüzü ile semavi alemi ayıran sınırı simgeler; sütun sembolizmini içeren aşağı inen kol ise iki alem arasındaki iki yönlü her türlü irtibat ve iletişimi temsil eder.
Sembol inisiyenin alnının ortasında iki gözünün arasında yani üçüncü göz hizasında tutulduğunda misterlere inisiye olmuş bulunmayı ve sırrı gizli tutmayı simgeler. Bu arkan denilen sırlara açılan kapıları inisiye olmayanlara kapatan anahtardır. Yani bu öte-alemin tülünü aralamış durugörü gibi psişik yeteneklere sahip olmuş ve görünmez hiyerarşi ile vizyon veya sezgi yoluyla temasa geçmiş inisiyenin sırları kimseye açıklamaması gerektiği anlamına gelir.
Ankh sembolünün kulpundan tutulan bir anahtar olarak kullanıldığı sembolizmlerde ise bu anahtar onu taşıyan kişinin İsis gizemleri (misterleri) inisiyasyonundan geçmiş biri olduğunu simgeler. O kimsenin göğün kapısının anahtarına sahip oluşu İsis ve Osiris'le temsil edilen semavi vazife organizasyonunda artık şuurlu olarak hizmet edebilecek bir duruma gelmiş olmasını ifade eder.
Mumyaların üzerine konulan ankh sembolü mumyalananın ilahlara benzer duruma gelene kadar doğum-ölüm süreçlerinden (reenkarnasyon) defalarca geçeceğini simgeler.
Sembol haç kısmından tutulması İsis'in elinde olması gibi farklı bağlamlarda daha farklı anlamlarda kullanılmaktadır.[2]
Popüler Kültürde Ankh

Ankh sembolü Hippiler ve Gotik akım öncüleri Logan's Runlost(dizi) The Hunger gibi filmler ve Sandman Doctor Fate gibi çizgi romanlar Kiss Elvis Presley The 69 Eyes gibi müzik grupları Yu-Gi-Oh! gibi televizyon şovları ve Tomb Raider Ultima World of Warcraft Guild Wars Ankh gibi bilgisayar oyunlarıyla popüler kültürde oldukça sık kullanılan sembollerden biri olmuştur.

Yeniden biçimlendirilmiş ankh sembolü profesyonel güreşçi Christopher Daniels ve Edge yeni kuşak hip-hop sarkıcısı Erykah Badu pop müzik sanatçısı Anastacia ve NBA yıldızlarından Shaquille O'Neal ve Dennis Rodman'da dövme olarak bulunmaktadır. Ayrıca sembolün çeşitli ürünlerinden biri de kaykaycı Mark Rogowski'nın "Ankh Model" kaykayıdır.

HAYAT ANAHTARI

Ankh:Ölümün ardından yaşamın sembolü, onun anahtarıdır. Bu sebeple şeklin insan vücudu olduğu söylenir. Şekil çift cinsiyetlidir. Anahtar güç ve sahiplenmenin simgesidir. Herkes kendi anahtarına kendisi sahiptir. Bu anahtar ile kendi kapısının, kendi gizemlerinin kilidini açacak ve kendi eserini verecektir. Bu sembolik anahtar her cevabın bizde olduğunu simgeler. Kendi kendini tanımayı becerebilmek gerekliliğini vurgular.Haç şeklinin tepesinin yuvarlak bir halka şekli oluşturmasının sebebi ölümden sonra yaşamı sembolize etmesidir.






/*-----3 sütun değil 4 sütun istiyorum diyenlere-----*/

Hz. Süleyman'ın Mabedi



 Hz. Süleyman'ın Mabedi 

Ezoterik Semboller ve Şifreler



Ezoterik Semboller ve Şifreler

İsrail, Masonluk ve Siyonizm

 İsrail, Masonluk ve Siyonizm






Cinler



Cinler


İLLUMİNATİ NEDİR? HORUS GÖZÜYLE ve DECCALLE BAĞLANTISI NEDİR?

İLLUMİNATİ NEDİR? HORUS GÖZÜYLE ve DECCALLE BAĞLANTISI NEDİR? 


Yahudiler ve BAAL putu

Yahudiler ve BAAL putu

88 - Nihayet Sâmirî onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Bunun üzerine Sâmirî ve adamları: "İşte sizin de, Musa'nın da ilâhı budur, ama o unuttu" dediler.

89 - Onlar görmüyorlar mıydı ki, o buzağı, kendilerine hiçbir sözle karşılık veremiyor; onlara ne bir zarar, ne de bir yarar vermeye sahip bulunamıyordu.

90 - And olsun ki Harun daha önce onlara: "Ey kavmim! Siz bununla (buzağı ile) imtihana çekildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" demişti.

91 - Onlar (cevap olarak şöyle) demişlerdi: "Musa bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edeceğiz."

92 - (Musa gelince kardeşine şöyle) dedi: "Ey Harun! bunların sapıklığa düştüğünü gördüğün vakit, seni engelleyen ne oldu?"

93 - "(Neden) benim yolumu takip etmedin, benim emrime karşı mı geldin?"

94 - Harun: "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı (saçımı) tutma. Ben senin 'İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözüme bakmadın' diyeceğinden korktum." dedi.

95 - (Hz. Musa bu defa Sâmirî'ye dönerek) "Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?" dedi.

96 - Sâmirî: "Onların görmedikleri bir şey gördüm: (Sana gelen) ilâhî elçinin (Cebrail'in) izinden bir avuç (toprak) aldım ve onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu, bana böylece nefsim hoş gösterdi" dedi.

97 - (Musa ona şöyle) dedi: "Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, 'benimle temas yok' diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız."

98 - Sizin ilâhınız, ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'dır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır.

99 - (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir (düşünüp kendisinden ibret alınacak bir kitab) verdik.

TAHA SURESİ



Israil’in belası baal-İştar Akad mitolojisindeki bir tanrıça

Israil’in belası baal-İştar Akad mitolojisindeki bir tanrıça


123 - Şüphesiz İlyas da gönderilen peygamberlerdendir.
124-125-126 - Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi.
127 - Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır.
Saffat suresi

Israil’in belası baal



Eski Ahit döneminde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Samilerin başlıca tanrılarından biridir. Bu ad daha sonra “efendi” ya da “sahip” ile eşanlam taşır oldu. Baal, doğayı yöneten ve onu dirilten bir Gökyüzü Tanrısı sayılırdı. Gökgürültüsü sesi, şimşekler oklarıydı ve yeryüzüne yağmur gönderirdi. Güneşin olumlu etkilerinden başlı başına sorumluydu. Öte yandan Verimsizlik ve Ölüm Tanrısı Mot ile tam bir uyumsuzluk içindeydi. Bazen bu savaşlarda Baal öldürülürse de, her zaman yeniden canlanırdı. Ölüp dirilen, bundan ötürü de doğa ve mevsimin verimliliğiyle sıkı bağlantısı bulunan birkaç Doğa Tanrısı’ndan biriydi. Genellikle silahlı, elinde mızrak tutan ve güneşin simgesi olan başında ışınlarda oluşma taç bulunan bir heykel biçiminde tanımlanırdı. Ona yüksek yerlerde ya dam üstlerinde ya da Midyanilerce Horeb Dağı’nda, Amalekitlerce Sina Dağı’nda ve Fenikelilerce Karmel Dağı’nda olduğu gibi dağ tepelerinde tapınılırdı. Boğa kutsal hayvanıydı. Baal inancı Fenikeliler aracılığıyla Kartaca’da yayıldı. Ancak, orada özellikleri çok daha sert Güneş Tanrısı Moloch’un ve ötekilerin nitelikleri içinde eriyip birbiriyle kaynaştı. 18. Sülale döneminde Mısır’da da Baal’a tapınıldı. Kendi tek tanrılı dinleri tam olarak gelişmezden önce Baal’a tapınmak, İbraniler arasında da zaman zaman güçlü bir yaygınlık kazandı.

Bildiğimiz kadarıyla İsrail halkı tarım ile uğraşan bir toplumdu. Tarım işleri onların yaşam kaynağıydı. Yani bugünün koşullarıyla değerlendirecek olursak maaşları, emeklilikleri ve sağlık sigortaları toprağın verimliliğine endeksliydi. Toprağın verimi düştüğünde veya kurak dönemler geldiğinde Tanrı’ya dualarla yakarırlardı. Fakat sabırlı bir şekilde dualarının yanıtını beklemektense, belki de fazla uyanık olduklarından dolayı, şanslarını bir de Baal tanrısı, yani fırtına tanrısı ile denerlerdi. Böylece halk uzun vadede hem Tanrı’dan uzaklaşır hem de toprağın düştüğü lanete esir düşerdi. Peki ya biz? Hayatımız dertlerle dolduğunda, Tanrı’nın yardımını gecikse de O’nu beklemek yerine hangi gizli putlara dönüyoruz acaba? Borca güvenmek mi, açgözlülük mü, şehvet mi, madde bağımlılığı mı, bizi Tanrı’dan uzaklaştıran ilişkiler mi?

İştar nedir
Akad mitolojisindeki bir tanrıça.

Sümer mitolojisindeki İnanna'dan türemiştir; İştar'a İnanna'nın Akad mitolojisindeki hali denilebilir. Kökeni kuzeybatı Semitik tanrıça Astarte'ye dayanır. İştar'ın Astarte, Anunit ve Atarsamain olarak da anıldığı olmuştur.

İnanna Utu/Shamash'ın ikiz kız kardeşi, Nanna/Sin'in kızıdır. Enlil'in dünyasında ilk doğan odur. Verilen ilk isimler Sümerce iken ikinciler Akadlar tarafından bu tanrılara verilen isimlerdir.

Tanrıça İştar Venüs gezegenini temsil eder. Bereket, aşk, savaş ve seks tanrıçasıdır.

İştar'ın batı dillerindeki kullanılan karşılığı, 'yıldız' anlamında 'star' (İngilizce), 'Stern' (Almanca)'dır. Eski dönemlerde batıda, haftanın her bir günü, birine ayrılarak Güneş, Ay ve beş yıldıza (bazıları aslında gezegen) tapınılıyordu. 'Saturday' olarak kullanımdaki İngilizce sözcük, Satürn gezegenine adanmıştı.

İştar'ın simgesi bugün çok yaygın olarak kullanılan beş köşeli yıldızdır. Dikili tahta kazık, Meşe ağacı (bol yapraklı ağaçlar) ve Kırmızı gül İştar'ın diğer simgeleridir. İştar yıldızı ayrıca, güneş çemberinin içinde ters çevrilmiş şekliyle pentagram, (satanizm) simgesidir. 

İştar'ın başkaca adları arasında Astarte, Aştoret, Artemis, İsis, Venüs, Kibele gibi çeşitli adlar bulunur. İlk başta Baal'in annesi olan İştar, daha sonra ölen Baal'in reenkarnasyon ile yeniden dünyaya gelmesiyle bu kez Baal'ın eşi olur. Kırmızı gül İştarı simgelerken, lale Baal ile ilgili bir simgeyi oluşturur.

Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin gibi edebiyatta yeralan bazı efsanevi aşk konuları, batıda da başka adlar alarak, gerçekte Baal ve İştar'ın aşkını simgelerler. Kırmızı Gül'ün kırmızı ile bir savaş tanrıçası olan İştar'ın kan dökülmesini sağlaması, insanları çatışmalarda kurban etmesi simgelenir.

İştar kuzey Zazaca'da Astare, güney Zazaca'da ise İştar olarak adlandırılır Türkçe karşılığı ise yıldız demektir

Kutsal Mısır Böceği (Skarabe, Skarab Beetle)

Kutsal Mısır Böceği (Skarabe, Skarab Beetle)


Skarabe, Eski Mısır'daki en yaygın sembollerden biridir. Mısır tradisyonunda farklı bağlamlarda, üç değişik anlamda kullanılmış olan sembolün simgelediği anlamlar şöyle açıklanır:







Ra'nın “khepre” şeklini temsil eden kullanımlarında kozmik evrenin meydana getirilişini simgeler. Bu böceğin üreme biçimi, kendi kendini doğuran, daha doğrusu kendi kendinin nedeni olan yaratıcı güç “Phtha”nın evrendeki kozmik nesneleri şekillendirerek oluşturmasını temsil eder. Burada söz konusu olan güç, yoktan var eden değil, “var edilen”i biçimlendiren bir güçtür. Mısır'ın hiyeroglif yazısında “olmak”, daha doğrusu “verilen biçimi alarak varlık haline dönüşmek” anlamına gelen “hpr” ya da “kheper” fiili ayakları açık bir skarabe ile yazılır. İlah Khepra'nın adı da bu fiilden türemiştir.
Güneş ile birlikte kullanımlarında, Güneş sistemi'nin kendisine yaşam veren, kendisini yöneten Sirius Sistemi ile ilişkisini simgeler. Böceğin yumurtalarını koyduğu ve itme gücüyle yuvarladığı küre, kozmozda bir güçle yuvarlanıp giden bir ateş küresi olan ve tohumlarını Sirius'tan alan Güneş'i simgeler. Sembolün bu anlamdaki kullanımında, sembole genellikle Güneş'i simgeleyen bir diskin eşlik ettiği görülür.

Ölüm ve ölüm-ötesi konularıyla ilgili olarak kullanımında ise reenkarnasyonu simgelemek üzere kullanılırdı. Bununla birlikte Skarabe'nin eski Mısır'da aynı zamanda bir tür muska olarak da kullanıldığı bilinmektedir.

Kadim Mısır'ın Tılsımsal Böceği

Kadim Mısır'ın Tılsımsal Böceği
Kadim Mısır'ın bu kutsal böceği, günümüz dünyasının bile en geçerli tılsımlarından biridir. Kadim Mısırlılar, onun yaratılış, erkekliğin tartışılmaz gücü, üreme, bilgelik, reenkarnasyon, ölümsüzlük ve yenilenmeyle özdeşleştirmişlerdir. Bokböceği tılsımı, hemen hemen dört bin yıllık bir faal yaşam süresi gösteren ve dünyadaki tılsımların içinde en uzun bir geçmişe sahip olanıdır. Bugün bokböceği simgeli yüzük, küpe ve broşlar uğur olarak hala kullanılmaktadır.[1]

Amulet of Scarab, Skarab

Skrape ve Amuletler

Amulet, kötülükleri uzaklaştırdığına, uğur getirdiğine, hastalıkları iyileştirdiğine ve özel güçlere sahip olduğuna inanılan , doğal ya da insan eliyle yapılmış nesne; bir tür nazarlık ya da muskaya verilen addır. Üstte taşınabildiği gibi çeşitli yerlerde de saklanabilir. Değerli taşlar, metaller, hayvan dişleri ve pençeleri gibi pek çok nesne amulet olarak kullanılmıştır. Amuletin kökeni Eski Mısır'a dayanır. Mısırlılar kendilerini kötü günlerden, düşmanlardan ve tehlikelerden korumak için SKARABE, engerek başı, sembolik gözler ve KARTUŞ gibi amuletler kullanmıştır. Pek çok uygarlıkta da hematit, yeşim, ametis, lapis, lazuli ve kantaşı gibi taşların kendilerine özgü koruyucu güçleri olduğuna inanılmıştır.Bir inanışa göre mercan, şeytanın evlerdeki kötü etkisini uzaklaştırma gücüne sahiptir. Hıristiyanlıkta encolpia denen amulet , haçlar, aziz kemikleri vb. Dinle ilgili RÖLİK'lerdir. Boyna asılarak taşınanlar periapta, ikiye katlanabilenler pyctacium adını alır.[2]

Scarab

Scarab Beetle [kheper] (English Language)

Dung beetles are beetles that feed partly or exclusively on feces. All of these species belong to the superfamily Scarabaeoidea; most of them to the subfamilies Scarabaeinae and Aphodiinae of the family Scarabaeidae. This beetle can also be referred to as the scarab beetle. As most species of Scarabaeinae feed exclusively on feces, that subfamily is often dubbed true dung beetles. There are dung-feeding beetles which belong to other families, such as the Geotrupidae (the earth-boring dung beetle). The Scarabaeinae alone comprises more than 5,000 species.[1]

Many dung beetles, known as rollers, are noted for rolling dung into spherical balls, which are used as a food source or brooding chambers. Other dung beetles, known as tunnelers, bury the dung wherever they find it. A third group, the dwellers, neither roll nor burrow: they simply live in manure. They are usually attracted by the dung burrowing owls collect.[3]

Appearance: The particular species of beetle represented in the numerous ancient Egyptian amulets and works of art was commonly the large sacred scarab (Scarabaeus sacer). This beetle was famous for his habit of rolling balls of dung along the ground and depositing them in its burrows. The female would lay her eggs in the ball of dung. When they hatched, the larvae would use the ball for food. When the dung was consumed the young beetles would emerge from the hole.

Millions of amulets and stamp seals of stone or faience were fashioned in Egypt depicted the scarab beetle.

Meaning: It seemed to the ancient Egyptians that the young scarab beetles emerged spontaneously from the burrow were they were born. Therefore they were worshipped as "Khepera", which means "he was came forth." This creative aspect of the scarab was associated with the creator god Atum.


The ray-like antenna on the beetle's head and its practice of dung-rolling caused the beetle to also carry solar symbolism. The scarab-beetle god Khepera was believed to push the setting sun along the sky in the same manner as the bettle with his ball of dung. In many artifacts, the scarab is depicted pushing the sun along its course in the sky.

During and following the New Kingdom, scarab amulets were often placed over the heart of the mummified deceased. These "heart scarabs" (such as the one pictured above) were meant to be weighed against the feather of truth during the final judgement. The amulets were often inscribed with a spell from the Book of the Dead which entreated the heart to, "do not stand as a witness against me." [42]

Temple of Horus, Edfu
Scarab in Ancient Egypt

Several species of the dung beetle, most notably the species Scarabaeus sacer (often referred to as the sacred scarab), enjoyed a sacred status among the ancient Egyptians.

The hieroglyphic image of the beetle represents a trilateral phonetic that Egyptologists transliterate as xpr or pr and translate as "to come into being", "to become" or "to transform". The derivative term xprw or ḫpr(w) is variously translated as "form", "transformation", "happening", "mode of being" or "what has come into being", depending on the context. It may have existential, fictional, or ontologic significance.

The scarab was linked to Khepri ("he who has come into being"), the god of the rising sun. The ancients believed that the dung beetle was only male in gender, and reproduced by depositing semen into a dung ball. The supposed self-creation of the beetle resembles that of Khepri, who creates himself out of nothing. Moreover, the dung ball rolled by a dung beetle resembles the sun. Plutarch wrote:

“ The race of beetles has no female, but all the males eject their sperm into a round pellet of material which they roll up by pushing it from the opposite side, just as the sun seems to turn the heavens in the direction opposite to its own course, which is from west to east."”

The ancient Egyptians believed that Khepri renewed the sun every day before rolling it above the horizon, then carried it through the other world after sunset, only to renew it, again, the next day. Some New Kingdom royal tombs exhibit a threefold image of the sun god, with the beetle as symbol of the morning sun. The astronomical ceiling in the tomb of Ramses VI portrays the nightly "death" and "rebirth" of the sun as being swallowed by Nut, goddess of the sky, and re-emerging from her womb as Khepri.

The image of the scarab, conveying ideas of transformation, renewal, and resurrection, is ubiquitous in ancient Egyptian religious and funerary art.

Excavations of ancient Egyptian sites have yielded images of the scarab in bone, ivory, stone, Egyptian faience, and precious metals, dating from the Sixth Dynasty and up to the period of Roman rule. They are generally small, bored to allow stringing on a necklace, and the base bears a brief inscription or cartouche. Some have been used as seals. Pharaohs sometimes commissioned the manufacture of larger images with lengthy inscriptions, such as the commemorative scarab of Queen Tiye. Massive sculptures of scarabs can be seen at Luxor Temple, at the Serapeum in Alexandria (see Serapis) and elsewhere in Egypt.

The scarab was of prime significance in the funerary cult of ancient Egypt. Scarabs, generally, though not always, were cut from green stone, and placed on the chest of the deceased. Perhaps the most famous example of such "heart scarabs" is the yellow-green pectoral scarab found among the entombed provisions of Tutankhamen. It was carved from a large piece of Libyan desert glass. The purpose of the "heart scarab" was to ensure that the heart would not bear witness against the deceased at judgement in the Afterlife. Other possibilities are suggested by the "transformation spells" of the Coffin Texts, which affirm that the soul of the deceased may transform (xpr) into a human being, a god, or a bird and reappear in the world of the living.

One scholar comments on other traits of the scarab connected with the theme of death and rebirth:

“ It may not have gone unnoticed that the pupa, whose wings and legs are encased at this stage of development, is very mummy-like. It has even been pointed out that the egg-bearing ball of dung is created in an underground chamber which is reached by a vertical shaft and horizontal passage curiously reminiscent of Old Kingdom mastaba tombs." ”

In contrast to funerary contexts, some of ancient Egypt's neighbors adopted the scarab motif for seals. The best-known of these being Judean LMLK seals (8 of 21 designs contained scarab beetles), which were used exclusively to stamp impressions on storage jars during the reign of Hezekiah.

The scarab remains an item of popular interest thanks to modern fascination with the art and beliefs of ancient Egypt. Scarab beads in semiprecious stones or glazed ceramics can be purchased at most bead shops, while at Luxor Temple a massive ancient scarab has been roped off to discourage visitors from rubbing the base of the statue "for luck".

Kaynaklar / Sources

[1] tr.wikipedia.org/wiki/Bok_böceği
[2] www.muze.gazi.edu.tr/trsozluk.htm
[3] en.wikipedia.org/wiki/Dung_beetles
[4] www.egyptianmyths.net/scarab.htm

SWASTIKA / GAMALI HAÇ

SWASTIKA / GAMALI HAÇ


Svastika (Sanskritçe: स्वस्तिक ) ya da gamalı haç, tarih öncesi dönemlerden kalma sembol.


-Kökenbilim

Gamalı haç ismi Yunanca gama (Γ) harfine ve haç şekline (+) atfen verilmiştir. Svastika kelimesi Sanskritçe'deki su (iyi) ve asti (olmak) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. "İyi olmak, mutlu ve sağlıklı olmak" anlamlarına gelir.

-Geometri

Sağ tarafa bakan gamalı haç bazen saat yönünde bazen de saat yönünün tersine dönüyor olarak tarif edilir.

Svastika, şekli ile hayali bir kare formun içine oturmaktadır. Ancak türüne göre daire gibi her türlü geometrik forma dönüşebilmektedir. Sağa dönük svastikalar genellikle “saat yönünde” ya da “saat yönünün tersi” diye tanımlanabilir. Svastikalar düzensiz bir 20 kenarlı çokgen olarak kabul edilebilir. Genel olarak 5x5‟lik 17 karelik bir kompozisyondan oluşturmaktadır. Gamalı haç motifi üzerinden yola çıktığımızda her kenar 60, 36, 12 ve 12 oranları ile bölünür.

Svastika sembolü, biçiminde ki dinamik ve esnek yapısı ile temel yapısından yararlanarak ayrıca temel yapısını çok fazla deforme etmeden çok çeşitli yeni ve özgün formlar elde etmeye müsait bir yapıya sahiptir. Görülen farklı stilizasyonları ile svastikanın kollarının adedinin artırılması, eksiltilmesi, biçiminin, yerinin ve yönünün değiştirilmesi gibi birçok müdahale ile yeni ve özgün biçimler elde edildiği görülmektedir.


Tarihçe

Evrensel olduğu düşünülen bu sembolün doğal olarak birçok medeniyet ve kültürde kullanılmıştır. Örneğin Hong Kong Sanat Müzesinde bulunan ve Majiyao kültürüne, yani MÖ 2200-2000 yıllarına tarihlenen neolitik döneme ait geometrik desenli toprak kap, üzerinde gamalı haç desenleri taşıyor. Hindistan’da çok faklı din ve kültürler gamalı haç işaretini yaygın biçimde kullanmışlardır. Svastika Hinduizm, Budizm ve Jainizm'e göre kutsaldır. Pek çok antik uygarlıkta görülür. Örneğin Orta ve Güney Amerika medeniyetlerinde, özellikle Mayalar, Navarrolarda görülür. Mezopotamya'da bulunan pek çok sikkede svastika görülür. Erken dönem Hristiyanlıkta ve Bizans İmparatorluğu'nda da svastika kullanıldığı görülür. Gamalı haç ismi Bizans döneminde kullanılmaya başlanmıştır.

Svastikanın dört kolu, dört kozmik gücü (ateş, su, hava, toprak) simgelemektedir. Ayrıca bazı kaynaklarda, eski dönemlerde bu sembol sayesinde dört kozmik gücün etki altına alınıp büyü yapıldığı belirtilir.

Bazı kaynaklarda da svastikanın dört adet L harfinden oluştuğu ve bunların Light-Life-Love-Luck yani Işık-Yaşam-Sevgi-Şans anlamına geldiği belirtilir; ancak svastikanın antik bir sembol olması ve İngilizce'nin 5. yy'da ortaya çıktığı dikkate alındığında, 4-L göstergesinin sonradan atfedilmiş bir anlam olduğu anlaşılır.


-Hinduizm

Svastika ile ilgili olarak yapılan bu araştırmada özellikle Hindistan‟da ki oluşum karşımıza çıkmaktadır. Hindistan‟da kutsal bir sembol olarak kullanılmasının, sembolün korunması ve yaygınlaşmasında belki de önemli bir rol oynamıştır denilebir. Buna göre, Hinduizm‟de, iki sembol (sağa bakan-sola bakan), yaratıcı tanrı Brahma‟nın iki formunu temsil ediyor; sağa dönük şekilde, evrenin evrimini temsil ediyor. Sola dönük şekilde ise evrenin içe dönüşünü temsil ediyor. Ayrıca tüm dört yöne işaret ettiğinden (kuzey, güney, doğu, batı) kararlılığı ve sabitliği de temsil ediyor. Onun güneş sembolü olarak kullanılması ilk kez tanrı Surya‟nın temsilinde görülür. Svastika tüm Hindular tarafından aşırı derecede kutsal ve uğurlu olarak düşünülüyor ve düzenli olarak Hint kültürüne ait eşyaları dekore etmek amacıyla kullanılır.

Tüm Hindu yantralarında ve dizaynlarda kullanılır. Hindistan‟ın alt kıtası boyunca, mabedlerin kenarlarında, dini motiflerde, hediye eşyaları ve mektup başlarında görülür. Hindu tanrısı Ganeş genellikle svastikalar yatağının içinde çıkan bir nilüfer çiçeğinin içinde gösterilir. Ayrıca Svastika, Hindu düğünlerinde, festivallerinde, ev koridorlarında, elbise ve mücevheratta, motorlu taşıtlarda ve hatta kek, pasta, makarna gibi yiyeceklerin süslemesinde kullanılır.

Svastika, Hindu dininin en uğurlu simgesidir, eski güneş işaretinin dört dik açı kolunu simgeler. Hindu gamalı haçının dört kolu, şunları temsil eder: 1. Boşluğun dört talimatı, 2. Dört Vedas, Hindu dininin esasını oluşturan eski Kutsal Kitaplar, 3. Doğumdan ölüme yaşamdan dört aşram, ev sahibi yaşamı, öğrenci yaşamı, ölüm, ve yaşamdan vazgeçim, 4. Yılın 4 mevsimi. Hindu‟larda iyi şansın bir simgesi olarak kullanılan svastika “Hindistan‟ın Baroda dağının kuzeyinde ki üst tapınağında yolda satış için hazırlanan Hindu dua kumaşları üzerinde de kullanılmaktadır.”

Bengal Hinduları arasında svastika biraz daha farklı olarak kullanılır.bu sembol Bengal Hindularında biraz daha düz olarak görülür. Calcutta‟da bulunan önemli bir derginin adı da svastika dır. Aum sembolu de aynı zamanda kutsaldır. Aum yaratılış şeklinin temel temsilcisi olarak görülürken svastika sadece geometik bir şekil olarak görülür. Svastika Lord Vishnu‟nun 108 sembolünden bir tanesidir ve onsuz hayat olamayacağı güneşin ışınlarını temsil eder.

Kolları saat yönünde dönük olan şekliyle, başarı ve uğurun yanı sıra hayatın kaynağı olan güneş ışığını simgeler. Kolları ters yöne dönük şekli ise geceyi ve uğursuzluğu ifade eder.

-Budizm

Falun Gong amblemi, Li Hongzhi'ye göre evrenin bir minyatürüdür.

Doğu'daki kültürlerde, swastika Buda'nın bir sembolüdür. Çin'de ise sonsuzluğu ve evren düşüncelerini ifade etmektedir. Swastika, Çince wan ve Sanskritçe de ise srivatsa olarak bilinir. Swastika Buda'nın Sembolüdür. Swastikalar genellikle Asya'daki küçük ya da büyük tüm Buda heykellerinin üzerinde bulunur. Hong Kong'un Lantau adasında bronzdan büyük Buda heykeli 1993 yılında tamamlandı ve yüksekliği 35 metrenin üzerindedir. Gamalı haç sembolü aynı zamanda Buda Okulunun Falun Gong uygulamasında 1992'de ortaya çıkmıştır.


-Hıristiyanlık

Hıristiyanlıkta svastika haçın çengelli versiyonu olarak düşünülür. İnsanın ölüme karşı zaferini sembolize eder. Bazı Romanesk ve Gotik çağlarda inşa edilen Hristiyan kiliselerinde önceki Roma süsleri etkisiyle bu forma rastlanır,Bulgaria - Sunny Beach Nesebar merkezi Svastikalar çoğunlukla 12. yüzyıldan kalma Ukrayna Kiev‟ de bulunan St. Sophia kilisesinin mozağinde sergilenir. Ayrıca bunlar St. Ambrosse Bazilikasında bir mezarda süsleme motifi olarak kullanılmıştır.


-İslam

Svastika sembolü, İslam Sanatlarında da görülmektedir. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde halı kilim motiflerinde ayrıca süsleme resimlerinde ve hat sanatında kullanılmıştır. İslam sanatında süsleme resimlerinde desen ve motif olarak kullanılmıştır. İran'daki Cuma Camii ile ve Lübnan'daki Tiripoli de Taynal camilerinin her ikisinde de svastika motifleri vardır.

Kazakistan'ın Türkistan kentinde bulunan Ahmet Yesevi (1093-1156) Türbesi, ana kapının sağ tarafında değişik tasvir edilmiş bir svastika, ana kapının sol tarafında ise yaygın olarak bilinen haliyle bir svastika bulunmaktadır.


-Türkiye

Türkiye'de, başta Milas ve Efes olmak üzere Ege Bölgesinde, svastika kullanımıyla ilgili birçok tarihsel iz bulunur. Milas'ta Kurşunlu Camii olarak bilinen Firuz Bey Camii'nin giriş kapısı üzerinde bir svastika işareti bulunur, ayrıca Milas Müzesi'nin bahçesinde bulunan bir taşın üzerinde 4 adet svastikadan oluşan bir diktörtgen rölyef vardır.

Diyarbakır'ın dışdünyaya açılan 4 tane kapısı mevcuttur. Bunlar kuzeyde Dağ Kapı (Harput Kapı), batıda Urfa Kapı (Halep Kapı), güneyde Mardin Kapı ve doğuda Yeni Kapı (Dicle Kapı veya Sur Kapı) dır. Surlarda birçok medeniyetin imzası niteliğindeki ve içlerinde Süryanice‟ de yazılı olan kitabeler ve motiflerin yanında görülen gamalı haç şekilleri bulunmaktadır.

Çağdaş Hat sanatçısı üstad Emin Barın‟ın, hem Osmanlıca hem de Latince alfabelerden oluşturduğu bazı hat çalışmalarında, svastika formunu çağrıştıran hat sanatı çalışmaları yaptığı görülmektedir.

Anadolu‟da tarih öncesi çağlara ait bulunan ve dünyanın da bu dönemlere ait bilgilere ulaşması açısından gözbebeği olmuş, Konya‟da bulunan Çatalhöyük‟te yapılan kazılardan elde edilen M.Ö. 7500 yıllarında Cilalı Taş ve Bakır Devrine ait taş tabletlerde ve ev gereçlerinin bir kısmında svastika sembolü kullanılmıştır.

Çatalhöyük'le ilgili olarak kapsamlı araştırmalara imza atmış olan James Mellaart‟a göre, “Bütün gamalı haçlar, dışarıya doğru yayılan olan merkezi bir hareketle gösterilir. Kendi statik merkezi, evren ve Tanrısal gücün merkezini temsil eder. Svastika, bilinen bir simge olarak Avrasya'nın bütün parçalarında kullanılmıştır”.


-Nazi Partisi'nde kullanımı

Gamalı haç, I. Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi ve hükümeti tarafından amblem olarak kullanılmıştır. Nazilerin kullanmış olduğu gamalı haçın adı Almancada Hakenkreuz'dur. Daha sonra Nazi Almanyası'nın bayrağında da kullanılmıştır. Svatikanın bu anlamda kullanımı 1945'te Nazi Almanyası'nın yenilmesi ile birlikte sona ermiştir ve bazı ülkelerde svastika kullanımı suçtur. Günümüzde bazı Neo-Nazi gruplar svastika kullanmaya devam etmektedirler.

Görseller sonradan eklenmiştir..

https://www.facebook.com/notes/%C5%9Famil-erkan/swastika-gamal%C4%B1-ha%C3%A7/10150575589796406

Ankh (Nil'in Anahtarı Crux Ansata)

Ankh (Nil'in Anahtarı Crux Ansata)









Ank (i). Eski Mısır'da hayat sembolü olan tepesi halka şeklindeki kulplu haç.[1]
Ankh “T” harfinin üzerine oturtulmuş küçük bir daireden ibaret [2] olup çoğunlukla haç'a benzetilen; fakat Hıristiyanlıkla pek alakası olmayan en yaygın bir eski Mısır sembolüdür.[3] Kadın ve erkeğin birlikteliğini simgeler ve "evrensel yaşamın çekiciliği" olarak ele alır.[2] "Hayat anahtarı" ya da [4] "Nil'in anahtarı" olarak da bilinir.[2]
Ank Eski Mısır'da en güçlü kültürel ve dinsel sembollerden biriydi. Yaşamın sembolüydüfiravun ve tanrıları Ankh ile gösteren bir çok sanat eseri mevcuttur.[5]

İsis misterleri inisiyasyonunda kullanılan bu sembole birçok Mısır tanrısının elinde rastlanmakla birlikte en çok İsis'in elinde rastlanır. Bu sembole “kulplu haç” (crux ansata) da denilir.[2]
Ankh'ın şekil olarak neyi temsil ettiği egyptologlar tarafından sürekli tartışılmıştır.

Kimileri şeklinin insan vücudu olduğunu söyler. En yaygın kanılardan biri de budur çünkü Ankh ölümün ardından yaşamın sembolü onun anahtarıdır. Şekil itibariyle çift cinsiyetli olduğu söylenir ki bu da kadın veya erkek ayırt etmeksizin köle ırk hariç bütün insanları temsil eder.

Kimileri ise seklinin Nil nehri olduğunu savunur. Doğduğu yer ince ucu döküldüğü İskenderiye deltası yuvarlak başısağa ve sola açılan kollar ise Nil'in doğu ve batı yakasıdır.






Bir başka teoriye göre ise ölüm ile bir tutulan çarmıh'ın üst bölümü yuvarlanmış şeklidir. Bilinmektedir ki çarmıha germe yalnızca Romalılar tarafından değil o dönemde gerek Yunanlılar gerekse Mısırlılar tarafından sürekli uygulanan bir cezalandırma yöntemiydi. Bu haç şeklinin tepesinin yuvarlanıp bir elips/halka şekli oluşturmasının sebebi ise sonsuz bir döngüyü işaret etmesi böylece ölümden sonra yaşamı sembolize etmesidir.

Tabii ki bunların hepsi de sadece teoriden ibarettir.[6]
Ankh ölümün ardından yaşamın sembolü onun anahtarıdır bu sebepten şeklin insan vücudu olduğu söylenir şekil çift cinsiyetlidir. Anahtar güç ve sahiplenmenin simgesidir. Herkes kendi anahtarına kendisi sahiptir. Bu anahtar ile kendi kapısının kendi gizemlerinin kilidini açacak ve kendi eserini verecektir. Bu sembolik anahtar her cevabın bizde olduğunu simgeler. Kendi kendini tanımayı becerebilmek gerekliliği vurgular. Haç şeklinin tepesinin yuvarlanıp bir halka şekli oluşturmasının sebebi ölümden sonra yaşamı sembolize etmesidir. Tanrıça Ma'at başında bir devekuşu tüyü ve her iki kolunda birer "Ankh' yaşamın sembolü olan yaşam anahtarı ile sembolize edilir.[7]
James Churchward'a göre daire Mu'da ilâhî bir semboldü; "T" sembolü (Tau) ise "Ta-Ha" diye okunurdu ki anlamı "yıldızlardan gelen sular"dır. Ezoterik bilgilere göre de su sembolü tesirleri ifade eden bir semboldür.
Daire Raul Emmanuel gibi kimi teozofi yazarlarına göre görünmez hiyerarşiyi simgelemektedir. T'nin yatay çizgisi ise görünmez hiyerarşi ile insanların birbirinden ayrıldığı bölgeyi gösterir. Bu durumda alt kısım hür iradesiyle insana ayrılan yaşamı temsil eder. Sembolde aktif ve pasif erkek ve dişi yer ve gök ikileminin ifade edildiğini düşünenler de vardır. Ejiptologlar ise sembolün dairesinin İsa'yı temsil ettiği kanısındadırlar ki ezoterik bilgilere göre Ra'nın yıldızı fizikî Güneş değil "süptil Güneş" ya da "Güneş'in ardındaki Güneş" olarak ifade edilen "Sirius"tur . Bu durumda sembol Sirius ile ilgili bir anlam taşımaktadır. Nitekim Ankh'ın biraz değişik bir biçimi olan "İsis düğümü" Sirius'u temsil eden İsis'in (isis ve Osiris) adıyla anılır. İsis düğümü Dünya'daki tüm yaşam tezahürünün besin kaynağı olan 'yaşamsal akışkan'in sonsuz özünü temsil ederdi ki bu İsis'le özdeş kabul edilirdi. Ankh sembolü diğer semboller gibi kullanıldığı yere göre farklı anlamları olan bir semboldü. Örneğin alnın ortasında tutulduğu zaman 'misterler'e inisiye olmuş bulunmayı ve sırrı gizli tutmayı ifade ederdi. Yani bu inisiye olmayanlara (arkanlar'a) kapatan anahtardı. Psişik yetenekleri açığa çıkararak görünmez hiyerarşi ile vizyon veya sezgi yoluyla temasa geçen kimse yani öte âlemin tülünü aralamış kimse misteri kaybetmeksizin kimseye açıklayamazdı.

Mumyaların üzerine konulan Ankh sembolü ise mumyalananın tanrılara (görünmez hiyerarşiye) benzer duruma gelene kadar doğum-ölüm süreçlerinden (reenkarnasyon) defalarca geçeceğini ifade ediyordu.[3]
Sembolün dairenin altında kalan Tau adıyla bilinen “T” kısmı Maya İnka Hindu Çin ve Kalde yazıtlarında rastlanan birçok alfabede kullanılan bir harftir.[2]
Anlamı

Sözcük anlamı “yaşam” olan Ankh işaretinin simgelediği 12 anlamdan 4'ü şöyle açıklanır:
Ankh sembolü genel anlamıyla ya da semavî ve dünyevî alem arasındaki irtibata ilişkin anlamıyla kullanıldığında daire Semavi Yönetim'i “T”nin yatay çizgisi olan kol yeryüzü ile semavi alemi ayıran sınırı simgeler; sütun sembolizmini içeren aşağı inen kol ise iki alem arasındaki iki yönlü her türlü irtibat ve iletişimi temsil eder.
Sembol inisiyenin alnının ortasında iki gözünün arasında yani üçüncü göz hizasında tutulduğunda misterlere inisiye olmuş bulunmayı ve sırrı gizli tutmayı simgeler. Bu arkan denilen sırlara açılan kapıları inisiye olmayanlara kapatan anahtardır. Yani bu öte-alemin tülünü aralamış durugörü gibi psişik yeteneklere sahip olmuş ve görünmez hiyerarşi ile vizyon veya sezgi yoluyla temasa geçmiş inisiyenin sırları kimseye açıklamaması gerektiği anlamına gelir.
Ankh sembolünün kulpundan tutulan bir anahtar olarak kullanıldığı sembolizmlerde ise bu anahtar onu taşıyan kişinin İsis gizemleri (misterleri) inisiyasyonundan geçmiş biri olduğunu simgeler. O kimsenin göğün kapısının anahtarına sahip oluşu İsis ve Osiris'le temsil edilen semavi vazife organizasyonunda artık şuurlu olarak hizmet edebilecek bir duruma gelmiş olmasını ifade eder.
Mumyaların üzerine konulan ankh sembolü mumyalananın ilahlara benzer duruma gelene kadar doğum-ölüm süreçlerinden (reenkarnasyon) defalarca geçeceğini simgeler.
Sembol haç kısmından tutulması İsis'in elinde olması gibi farklı bağlamlarda daha farklı anlamlarda kullanılmaktadır.[2]
Popüler Kültürde Ankh

Ankh sembolü Hippiler ve Gotik akım öncüleri Logan's Runlost(dizi) The Hunger gibi filmler ve Sandman Doctor Fate gibi çizgi romanlar Kiss Elvis Presley The 69 Eyes gibi müzik grupları Yu-Gi-Oh! gibi televizyon şovları ve Tomb Raider Ultima World of Warcraft Guild Wars Ankh gibi bilgisayar oyunlarıyla popüler kültürde oldukça sık kullanılan sembollerden biri olmuştur.

Yeniden biçimlendirilmiş ankh sembolü profesyonel güreşçi Christopher Daniels ve Edge yeni kuşak hip-hop sarkıcısı Erykah Badu pop müzik sanatçısı Anastacia ve NBA yıldızlarından Shaquille O'Neal ve Dennis Rodman'da dövme olarak bulunmaktadır. Ayrıca sembolün çeşitli ürünlerinden biri de kaykaycı Mark Rogowski'nın "Ankh Model" kaykayıdır.

HAYAT ANAHTARI

Ankh:Ölümün ardından yaşamın sembolü, onun anahtarıdır. Bu sebeple şeklin insan vücudu olduğu söylenir. Şekil çift cinsiyetlidir. Anahtar güç ve sahiplenmenin simgesidir. Herkes kendi anahtarına kendisi sahiptir. Bu anahtar ile kendi kapısının, kendi gizemlerinin kilidini açacak ve kendi eserini verecektir. Bu sembolik anahtar her cevabın bizde olduğunu simgeler. Kendi kendini tanımayı becerebilmek gerekliliğini vurgular.Haç şeklinin tepesinin yuvarlak bir halka şekli oluşturmasının sebebi ölümden sonra yaşamı sembolize etmesidir.




/* -----Bitiş-----*/