Sosyal Ağlarda Biz
English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

++Sitene Ekle

30 Haziran 2015 Salı

MATRİX VE Alice Harikalar Diyarı

MATRİX VE Alice Harikalar Diyarı




Damalı zemine dikkat.












Damalı zemin gerçekten de ilüzyonludur ve bakınca bile kötü hissettiriyor
Alice Harikalar Diyarı Masalı’nı hatırlayın, Alice beyaz tavşanı izler ve içerisinde türlü cinlerin, perilerin, devlerin olduğu bir dünyada kendisini bulur.













 İlk defa çizgi film uyarlamasını ise ne tesadüftür ki Walt Disneyüstlenmiştir.








 Walt Disney’in, çizgi film uyarlamasına, Cia’in o dönem üzerinde araştırma yaptığı ‘Monarch ve Mk Ultra Akıl Kontrol Projesi’nden bazı öğeler yerleştirdiği bilinir. Matrix'in filminin ilk serisinde ise beyaz tavşan,


 Neo’nun gerçek dünyaya uyanışını sağlayacak Trinity’nin attığı mesajdır ve bunun akabinde, Neo'nun kapısına gelen yakın müşterisinin sevgilisinin kolunda, beyaz tavşan dövmesi olarak karşımıza çıkar.







 Osiris bir cindir. Vermek istedikleri mesaj çok açıktır: ‘Büyünün olduğu bir dünyaya erişin’! Kabala’dan öğrendikleri bir büyü vardır ki, bugün bu büyüyü neredeyse her alanda çok etkin bir şekilde kullanırlar.















Alice Harikalar Diyarında

ALICE HARIKALAR DIYARINDA


Alice Harikalar Diyarı'nda yeniden çevriminde güçlü kız imajı baz alınarak Tim Burton tarafından seyircinin karşısına çıkarılıyor. Linda Woolverton'ın çocuk romanından uyarlanan yapım 17 yaşındaki Alice'in sosyeteye tanıtım partisinde beyaz bir tavşanı takip ederek kendini harikalar diyarında bulmasıyla başlıyor. Aslında 10 sene öncesinde de ziyaret ettiği yeri ikinci ziyaretinde hatırlamıyor bile.







Harikalar Diyarı'nda Alice'i karşılayanlar arasında Mad Hatter karakterini canlandıran Johnny Depp de mevcut. Bu yapımda Johnny Depp ve Tim Burton yedinci kez bir araya geliyorlar. Yine Tim Burton'ın ayrılmaz oyuncu ekibinden, aynı zamanda eşi olan Helena Bonham Carter'da Kırmızı Kraliçeyi canlandırıyor. Sürpriz olarak ise oyuncu kadrosunda 2009 Oscar ödül töreninde En iyi Kadın Oyuncu Oscar'ına aday gösterilen Anna Hataway de mevcut


















ALis ve Beyaz tavşan Mitolojisi

ALis ve Beyaz tavşan Mitolojisi










Yunan Tanrıçası Selene (Luna) miti, Artemis, Aztek Tanrısı Tecciztecatl (Tavşan olarak da tasvir edilir)

Bu yüzden Çin astrolojisine göre Tavşan Yılı hep iyi, barış dolu bir yıl sayılıyor.

efsaneye göre Selene Pandoradan son çıkan şeyi yani umudu korumakla görevliydi. Kendisine yardımcı olarak dünyadan kızlar seçerdi.

Kaynak: http://www.estanbul.com/selene-ay-tanricasi-efsanesi-93802.html#.VSzuwCKsUa0


Solar enerji yani Güneş’in yaydığı eril enerji, yaşam enerjisidir, şifalandırır, yaşam verir, bilinci güçlendirir, Lunar enerji yani Ayın yaydığı dişil enerji ise oldukça mistiktir, sezgileri arttırır, eskilerin tabiriyle sihirlidir ve büyü enerjisini arttırır (düşüncelerle daha kolay evreni etkileme), bilinçaltını besler veya açığa çıkarır. Solar enerjiyi bilincin üst katmanı dersek, Lunar enerji bilinçaltıyla alakalıdır.



Bu yüzden esasında ayın sırları aynı zamanda bilinçaltımızın sırları demektir. Ay’da bahsettiğimiz karanlık, kötü manasında değil, gizli, keşfedilmeyi bekleyen, bilinmeyen manasındadır ve bilinçaltı tam olarak böyledir. İşte Ay’ın tesirleri aynı zamanda bilinçaltımızda olan yani karanlık tarafımızda ki sırları, hazineleri de keşfetmektir. Unutmayın, hazineler her daim toprağı altında, karanlıkta gizlidirler! Ama bu cesaret ister, çünkü bu aynı zamanda kabul etmek istemediğimiz, geçmişe attığımız kusurlu yanlarımızı da kabul etmek ve keşfetmek demektir. Bu gizemli karanlık yani bilinçaltımızın derinlikleri, bizim gizli hazinelerimizi ve özel yetilerimizi sakladığı gibi, korkunç yaratıklarımızı ve canavarsı yönlerimizi de saklar yani derin acı ve travmalarımızı, derin cinsel dürtülerimizi, fantezi dünyalarımızı, geçmişe ait bastırdığımız hisleri… İşte bu yüzden gece ehli olmak zordur yani karanlığın derinliklerine inmek cesaret ister. Kadim Ay’ın sırrı bize bunu anlatır ama bunu anlatırken Ay Anne bize elinde ki meşaleyle yani ayın ışığıyla, karanlığın ışığıyla yol gösterir.




sihrin ve bilgeliğin temsili… Kadim zamanlardan beri, Ay’ın sırrı hep aktarıla gelmiştir ağızdan ağza ve gönülden gönüle. Ay’ın sırrına vakıf olmak, en gizli iç potansiyele kulak vermek demektir, Ay’ı duymak demek geçmişin ve geleceğin döngüsünden çıkıp, gecenin en karanlığında ki bilgelik ışığını taşımak ve hatta bu ışık haline gelmek demektir. Ayla uyumlu olmak, insanın kendi doğasının en gizemli noktalarını açığa çıkarıp, onları tanımak ve bilmek, bunların ötesinde en gizemli sırlarını öğrenmek demektir.





 İşte bu yüzden Ayın sırrı çok derindir, işte bu yüzden binlerce yıldır kadim gelenekler Ay Anne’nin sırlarını duymayı öğrenmeyi nasihat ederler. Ama her yiğidin harcı değildir gece ehli olmak ve ayın kadim sırrına karışma ve korkmadan karanlığın içine dalmak. Ancak ruhu daha ötesini merak eden cesur insanlar bu yola girmeye cesaret eder ve bu cesaretin ödülü ise kadim sırları öğrenmektir. Peki siz Mater Luna’nın rehberliğinde kadim karanlığın dehlizlerinde kendinizin en derin sırlarını keşfetmeye hazır mısınız?


İşte bu yüzden Ayın sırrı çok derindir, işte bu yüzden binlerce yıldır kadim gelenekler Ay Anne’nin sırlarını duymayı öğrenmeyi nasihat ederler. Ama her yiğidin harcı değildir gece ehli olmak ve ayın kadim sırrına karışma ve korkmadan karanlığın içine dalmak. Ancak ruhu daha ötesini merak eden cesur insanlar bu yola girmeye cesaret eder ve bu cesaretin ödülü ise kadim sırları öğrenmektir. Peki siz Mater Luna’nın rehberliğinde kadim karanlığın dehlizlerinde kendinizin en derin sırlarını keşfetmeye hazır mısınız?



Ay’ın sırlarının derinliklerine ineceğiz. Ay, eskilerin tabiri ile “ay anne” veya “ay tanrıçası”, yaydığı sihirli ışığıyla ruhları besler ve kişiye aynalık eder.



Hepimiz yin ve yang enerjileri olduğunu biliriz, yang eril enerjiyi, yin ise dişil enerjiyi temsil eder. Yang yani eril enerji beyazla temsil edilir çünkü beyaz yansıtıcıdır,



Şems-i Tebrizi’nin, Makalat’ında şöyle geçer; “Bu Mevlana Ay’dır; benim varlığımın güneşine gözler erişemez. Ancak Ay’a erişebilir. Işığının ve aydınlığının son derece parlaklığından dolayı gözler Güneş’e bakamaz. O Ay Güneşe erişemez ama Güneş Ay’a yetişebilir.”Şems-i Tebrizi’nin, Makalat’ında şöyle geçer; “Bu Mevlana Ay’dır; benim varlığımın güneşine gözler erişemez. Ancak Ay’a erişebilir. Işığının ve aydınlığının son derece parlaklığından dolayı gözler Güneş’e bakamaz. O Ay Güneşe erişemez ama Güneş Ay’a yetişebilir.”
Şems-i Tebrizi’nin, Makalat’ında şöyle geçer; “Bu Mevlana Ay’dır; benim varlığımın güneşine gözler erişemez. Ancak Ay’a erişebilir. Işığının ve aydınlığının son derece parlaklığından dolayı gözler Güneş’e bakamaz. O Ay Güneşe erişemez ama Güneş Ay’a yetişebilir.”








Kimse anlamadı beyaz tavşanı..

Kimse anlamadı beyaz tavşanı..



Ünlü çocuk kitabı, Alice Harikalar Diyarında'yı okumuşsunuzdur. Okumadıysanız da konusunu biliyorsunuzdur mutlaka. Ablasıyla pikniğe çıkan Alice, sıkıntıdan patlarken, "Eyvah! Geç kaldım" diyerek koşuşturan ve sürekli saatine bakan beyaz bir tavşanı fark edip peşinden gitmeye başlar. Ve kendini bambaşka bir dünyada buluverir.
Çocuk kitabı olarak bilinse de aslında kitap, mantık ve matematik kavramlarının arka planda tartışıldığı bir eser. Yazarının her ne kadar Lewis Caroll takma ismini kullanmış olsa da Charles Lutwidge Dodgson aslında Britanyalı bir matematikçi olduğu söyleniyor.
Dikkatlice incelendiğinde matematik oyunlarıyla örüldüğü de ortaya çıkıyor. Mesela Alice gerçek hayatta olup olmadığını anlamak için çarpım tablosunu saymaya başlar bunu yaparken de yerdeki fayanslardan değişik kombinasyonlar yaratır.




FELSEFE VE MATEMATİK
Alice Harikalar Diyarı'nda isimli masalın ana karakterlerinden biri her daim onun karşısına çıkan ve mantığı temsil eden Cheshire Kedisi. Alice istediğinde ortaya çıkar ve genellikle Alice'i kızdıran konuşmalar yapar. Ama Cheshire Kedisi'nin tüm konuşmaları felsefi değer taşır ve Alice'in hayata bakışını zorlar.
Kitabın matematik, felsefi boyutunun yanı sıra psikolojik derinliği de var. Örneğin tavşan deliği, gizemi, bilinmeyeni temsil ediyor ve koşarak kaçan beyaz tavşan filmlere, başka kitaplara ve şarkılara ilham veriyor. Matrix filminde, filmin kahramanı Neo'nun beyaz tavşanı takip ederek kendini yepyeni bir dünyaya açılan kapıda bulması gibi. The Beatles'ın "Lucy In The Sky With Diamonds" parçasında, Nabakov'un birçok eserinde Alice'den izler olduğu söylenir.
Niye bu masaldan söz ettiğime gelince, geçtiğimiz pazar akşamı Moviemax'te Tim Burton'ın yönetmenliğini yaptığı filmi seyrettim. Mia Wasikowska'nın Alice'i canlandırdığı yapımda Johnny Depp şapkacıyı, Anne Hataway beyaz kraliçeyi, yönetmenin eşi olan Helena Bonham Carter da kırmızı kraliçeyi oynuyor.
Filmde Alice 17 yaşında ve sosyeteye tanıtım partisinde. Babası öldüğü için annesi ve ablası bir an önce evlenmesini istiyor. Ona sunulan tek seçenek evlilik anlayacağınız. Yoksa annesine yük olacak veya evde kalacak. Alice'in ise evlenmeye pek niyeti yok. Hem damat adayından hoşlanmıyor hem eniştesinin ablasına ihanet ettiğini gördüğü için evliliğe güveni sarsılmış hem de gelecek için henüz belirlemese de başka hayalleri var. Kısacası yazgısına boyun eğmek niyetinde değil.




HAYALLERİNİN PEŞİNDE



Damat adayı herkesin önünde diz çökerek evlenme teklifinde bulunur Alice'e. Onun aklı ise ablası, annesi ve kayınvalide adayıyla konuşurken sık sık karşısına çıkan tavşandır. Tavşan elbise giymiştir ve Alice'i yanına çağırmaktadır. Onun peşinden giderek delikten aşağıya yuvarlanınca da bir masalın ortasında bulur kendini. Rüyada olduğunu zanneder, gördüklerinin kendi kurduğu bir düş olduğuna inandırmaya çalışır kendini ama uyanmadığı ve masal devam ettiği için de sonuna kadar gider. Yapamayacağını düşündüğü şeyleri yapar ve kendi gücüne kendisi de şaşırır.
Masaldan uyanıp gerçek dünyaya döndüğü zaman da kendisini ve cevabını bekleyen topluluğa evlenme teklifini kabul etmediğini söyler. Amacı babası gibi iş hayatına atılmak, gemilere binip uzak diyarlara gitmektir. Düşündüğünü de yapar.
Darısı hayallerini gerçekleştirmek isteyen herkesin başına

BEYAZ TAVŞAN Alice Harikalar Diyarındanın vazgeçilmezidir


BEYAZ TAVŞAN Alice Harikalar Diyarındanın vazgeçilmezidir



BEYAZ TAVŞAN alice harikalar diyarındanın vaz geçilmezidir beyaz tavşan. Alice'i peşindne dürükler ve ne hikmetse YERALTIna götürür... Beyaz tavşan genelde uyanış çağrısıdır. Donnie Darko ve Matrix gibi filmlerde de aynı amacı ile kullanılmıştır. Bir yerlerde beyaz tavşandan bahsediliyorsa yine hiç şüpheniz olmasın ki illüminati iş başında.




KELEBEK - DEĞİŞİM (Normalde kelebek 'kelebek etkisi' adı altında değişimi simgeler ve bunu pek çok kişi de bilir. Ve yine aynı sebepten ötürü illüminatinin de en favori simgelerinden biri haline gelmiştir... Bir mason asla kelebek kullanmaz. İki kısım da değişim istemesine rağmen sadece illüminati kendi istediği değişimi kelebek ile simgeler










Matrix-BEYAZ TAVŞAN

Matrix-BEYAZ TAVŞAN






Beyaz tavşan ve Eski Mısır

 Beyaz tavşan ve Eski Mısır





Eski Mısır’da Osiris’i temsil eden hayvan ‘beyaz tavşan’.Masonlar kurdukları fuhuş sektörü dergisi olan Playboy’a verdikleri sembol ile O’nu anmakta ve tanrılarını tesbih etmektedirler. 
Bir dolarda da gizli bir tavşan silüetini saklamışlar, 




Alice Harikalar Diyarı Masalı’nı hatırlayın, Alice beyaz tavşanı izler ve içerisinde türlü cinlerin, perilerin, devlerin olduğu bir dünyada kendisini bulur. 
 






                    http://sosyopatkapital.blogspot.com.tr/2014/03/hollywood-ve-zihin-kontrolu.html
  

İlk defa çizgi film uyarlamasını ise ne tesadüftür ki Walt Disney üstlenmiştir. Walt Disney’in, çizgi film uyarlamasına, Cia’in o dönem üzerinde araştırma yaptığı ‘Monarch ve Mk Ultra Akıl Kontrol Projesi’nden bazı öğeler yerleştirdiği bilinir. 





Matrix'in filminin ilk serisinde ise beyaz tavşan, Neo’nun gerçek dünyaya uyanışını sağlayacak Trinity’nin attığı mesajdır ve bunun akabinde, Neo'nun kapısına gelen yakın müşterisinin sevgilisinin kolunda, beyaz tavşan dövmesi olarak karşımıza çıkar.




 Osiris bir cindir. Vermek istedikleri mesaj çok açıktır: 




‘Büyünün olduğu bir dünyaya erişin’! Kabala’dan öğrendikleri bir büyü vardır ki, bugün bu büyüyü neredeyse her alanda çok etkin bir şekilde kullanırlar.



neo

neo








EVANGELİSTLERİN SON HEDEFİ TÜRKİYE OLACAK!


EVANGELİSTLERİN SON HEDEFİ TÜRKİYE OLACAK!

Kurtoğlu programda, yeni bir dünya düzeninden bahseden küresel güçlerin son fethedecekleri ülkenin Türkiye olacağını vurguladı. Kurtoğlu " Yeni dünya düzeninde son fethedilecek ülkenin adı Edom'dur. Hepimizin kanını donduracak şey şudur. Edom bin yıldır yaşadığımız topraklar, vatanımız yani Anadolu'dur" dedi…
Kurtoğlu Peki, kim bu adamlar? Amaçları ne? Nasıl bir dünya dizayn etmek istiyorlar? Küresel güçlerin başında hangi siyasi aktörler rol alıyor sorusuna da dikkat çekici yanıtlar verdi. 
Koskoca bir ülkenin politikasını işte bu gizli güçlerin belirlediğini vurgulayan Doç. Dr. Kurtoğlu, "Neden Türkiye? Çünkü Tanrının yürüdüğü topraklar olarak nitelendirdikleri yer Anadolu'dur" dedi. Ayrıca Kurtoğlu, İlk bilinen Evangelist'in ABD Başkanı Jimmy Carter olduğunu, ardından Ronald Reagan, George W. Bush'un da birer evangelist olduğunu söyledi. Kurtoğlu, yaklaşık 315 milyon ABD nüfusunun 144 milyonunu bunlar oluşturuyor diye konuştu.



EVANGELİSTLERE GÖRE DÜNYADA HER 4 İNSANDAN BİRİ ÖLECEK!"Bunlara göre Hz. İsa iki defa değil üç defa gelecek, ilk olarak bunlar bulutların üzerine yükselecekler; vur patlasın çal oynasın yapacaklar. Aşağıdaki her 4 insandan üçü ölecek.
Öncelikle ilk kurban biz Müslümanlar olacak sonra Budistler, Japonlar ve Çinliler olacak. ABD' deki 144 milyonun dışındakilerin de şansı yok tabii"
Ayrıca, Ramazan Kağan Kurtoğlu televizyon ve sinema sektörünün de tek dünya devleti kurmayı tasarlayanlar tarafından yönlendirildiğini savundu…
"Hollywood, tamamen İsrail'in ve Yahudilerin kontrolü altındadır. Devasa yapım şirketleri var. CIA'in merkezi orada. Başkanlığın merkezi orası, NSA( National Security Agency)'nın merkezi orasıdır. Sinema ve televizyon inanılmaz bir silahtır. Evangelistler diyor ki "Hz. İsa'nın elinde Hollywood olsaydı başka hiçbir şeye ihtiyaç duymazdı." . İşte bunlar böyle sizin algı eşiğinizle oynuyorlar. İnsanlarımız 20 yıl önceyle şimdiyi kıyaslarlarsa aradaki değişimi göreceklerdir. Matrix filmi tam manasıyla bir Mesih filmidir. Gençler filmleri izlerken görüntülere değil ne söylediğine, gizli amaçlarına bakmalılar.

TÜRKİYE'DEKİ EVANGELİSTLERİ SÖYLERSEM 7.5 ŞİDDETİNDE DEPREM OLUR!Kurtoğlu, Dünya politikalarına yön veren, finans ve medyaya hâkim güçler, Türkiye'de kimlerle işbirliği yapıyor? Sorusuna da "Elbette birçok isim var ama isim vermemiz Türkiye'de 7.5 şiddetinde depreme neden olur. Tüm dünyayı ahtapot gibi sardıkları gibi Türkiye'de de uzantıları elbette var. Amaçlarını gerçekleştirmek için İslam'ı peygambersiz hale getirmek istiyorlar. Bizim üzerimizde üç tane oyun oynuyorlar; birincisi dinimiz. Kardeşi kardeşe düşürüyorlar. Yani Müslümanları bölün bölebildiğiniz kadar. Böl parçala yönet" diye konuştu…



/*-----3 sütun değil 4 sütun istiyorum diyenlere-----*/

MATRİX VE Alice Harikalar Diyarı

MATRİX VE Alice Harikalar Diyarı




Damalı zemine dikkat.












Damalı zemin gerçekten de ilüzyonludur ve bakınca bile kötü hissettiriyor
Alice Harikalar Diyarı Masalı’nı hatırlayın, Alice beyaz tavşanı izler ve içerisinde türlü cinlerin, perilerin, devlerin olduğu bir dünyada kendisini bulur.













 İlk defa çizgi film uyarlamasını ise ne tesadüftür ki Walt Disneyüstlenmiştir.








 Walt Disney’in, çizgi film uyarlamasına, Cia’in o dönem üzerinde araştırma yaptığı ‘Monarch ve Mk Ultra Akıl Kontrol Projesi’nden bazı öğeler yerleştirdiği bilinir. Matrix'in filminin ilk serisinde ise beyaz tavşan,


 Neo’nun gerçek dünyaya uyanışını sağlayacak Trinity’nin attığı mesajdır ve bunun akabinde, Neo'nun kapısına gelen yakın müşterisinin sevgilisinin kolunda, beyaz tavşan dövmesi olarak karşımıza çıkar.







 Osiris bir cindir. Vermek istedikleri mesaj çok açıktır: ‘Büyünün olduğu bir dünyaya erişin’! Kabala’dan öğrendikleri bir büyü vardır ki, bugün bu büyüyü neredeyse her alanda çok etkin bir şekilde kullanırlar.















Alice Harikalar Diyarında

ALICE HARIKALAR DIYARINDA


Alice Harikalar Diyarı'nda yeniden çevriminde güçlü kız imajı baz alınarak Tim Burton tarafından seyircinin karşısına çıkarılıyor. Linda Woolverton'ın çocuk romanından uyarlanan yapım 17 yaşındaki Alice'in sosyeteye tanıtım partisinde beyaz bir tavşanı takip ederek kendini harikalar diyarında bulmasıyla başlıyor. Aslında 10 sene öncesinde de ziyaret ettiği yeri ikinci ziyaretinde hatırlamıyor bile.







Harikalar Diyarı'nda Alice'i karşılayanlar arasında Mad Hatter karakterini canlandıran Johnny Depp de mevcut. Bu yapımda Johnny Depp ve Tim Burton yedinci kez bir araya geliyorlar. Yine Tim Burton'ın ayrılmaz oyuncu ekibinden, aynı zamanda eşi olan Helena Bonham Carter'da Kırmızı Kraliçeyi canlandırıyor. Sürpriz olarak ise oyuncu kadrosunda 2009 Oscar ödül töreninde En iyi Kadın Oyuncu Oscar'ına aday gösterilen Anna Hataway de mevcut


















ALis ve Beyaz tavşan Mitolojisi

ALis ve Beyaz tavşan Mitolojisi










Yunan Tanrıçası Selene (Luna) miti, Artemis, Aztek Tanrısı Tecciztecatl (Tavşan olarak da tasvir edilir)

Bu yüzden Çin astrolojisine göre Tavşan Yılı hep iyi, barış dolu bir yıl sayılıyor.

efsaneye göre Selene Pandoradan son çıkan şeyi yani umudu korumakla görevliydi. Kendisine yardımcı olarak dünyadan kızlar seçerdi.

Kaynak: http://www.estanbul.com/selene-ay-tanricasi-efsanesi-93802.html#.VSzuwCKsUa0


Solar enerji yani Güneş’in yaydığı eril enerji, yaşam enerjisidir, şifalandırır, yaşam verir, bilinci güçlendirir, Lunar enerji yani Ayın yaydığı dişil enerji ise oldukça mistiktir, sezgileri arttırır, eskilerin tabiriyle sihirlidir ve büyü enerjisini arttırır (düşüncelerle daha kolay evreni etkileme), bilinçaltını besler veya açığa çıkarır. Solar enerjiyi bilincin üst katmanı dersek, Lunar enerji bilinçaltıyla alakalıdır.



Bu yüzden esasında ayın sırları aynı zamanda bilinçaltımızın sırları demektir. Ay’da bahsettiğimiz karanlık, kötü manasında değil, gizli, keşfedilmeyi bekleyen, bilinmeyen manasındadır ve bilinçaltı tam olarak böyledir. İşte Ay’ın tesirleri aynı zamanda bilinçaltımızda olan yani karanlık tarafımızda ki sırları, hazineleri de keşfetmektir. Unutmayın, hazineler her daim toprağı altında, karanlıkta gizlidirler! Ama bu cesaret ister, çünkü bu aynı zamanda kabul etmek istemediğimiz, geçmişe attığımız kusurlu yanlarımızı da kabul etmek ve keşfetmek demektir. Bu gizemli karanlık yani bilinçaltımızın derinlikleri, bizim gizli hazinelerimizi ve özel yetilerimizi sakladığı gibi, korkunç yaratıklarımızı ve canavarsı yönlerimizi de saklar yani derin acı ve travmalarımızı, derin cinsel dürtülerimizi, fantezi dünyalarımızı, geçmişe ait bastırdığımız hisleri… İşte bu yüzden gece ehli olmak zordur yani karanlığın derinliklerine inmek cesaret ister. Kadim Ay’ın sırrı bize bunu anlatır ama bunu anlatırken Ay Anne bize elinde ki meşaleyle yani ayın ışığıyla, karanlığın ışığıyla yol gösterir.




sihrin ve bilgeliğin temsili… Kadim zamanlardan beri, Ay’ın sırrı hep aktarıla gelmiştir ağızdan ağza ve gönülden gönüle. Ay’ın sırrına vakıf olmak, en gizli iç potansiyele kulak vermek demektir, Ay’ı duymak demek geçmişin ve geleceğin döngüsünden çıkıp, gecenin en karanlığında ki bilgelik ışığını taşımak ve hatta bu ışık haline gelmek demektir. Ayla uyumlu olmak, insanın kendi doğasının en gizemli noktalarını açığa çıkarıp, onları tanımak ve bilmek, bunların ötesinde en gizemli sırlarını öğrenmek demektir.





 İşte bu yüzden Ayın sırrı çok derindir, işte bu yüzden binlerce yıldır kadim gelenekler Ay Anne’nin sırlarını duymayı öğrenmeyi nasihat ederler. Ama her yiğidin harcı değildir gece ehli olmak ve ayın kadim sırrına karışma ve korkmadan karanlığın içine dalmak. Ancak ruhu daha ötesini merak eden cesur insanlar bu yola girmeye cesaret eder ve bu cesaretin ödülü ise kadim sırları öğrenmektir. Peki siz Mater Luna’nın rehberliğinde kadim karanlığın dehlizlerinde kendinizin en derin sırlarını keşfetmeye hazır mısınız?


İşte bu yüzden Ayın sırrı çok derindir, işte bu yüzden binlerce yıldır kadim gelenekler Ay Anne’nin sırlarını duymayı öğrenmeyi nasihat ederler. Ama her yiğidin harcı değildir gece ehli olmak ve ayın kadim sırrına karışma ve korkmadan karanlığın içine dalmak. Ancak ruhu daha ötesini merak eden cesur insanlar bu yola girmeye cesaret eder ve bu cesaretin ödülü ise kadim sırları öğrenmektir. Peki siz Mater Luna’nın rehberliğinde kadim karanlığın dehlizlerinde kendinizin en derin sırlarını keşfetmeye hazır mısınız?



Ay’ın sırlarının derinliklerine ineceğiz. Ay, eskilerin tabiri ile “ay anne” veya “ay tanrıçası”, yaydığı sihirli ışığıyla ruhları besler ve kişiye aynalık eder.



Hepimiz yin ve yang enerjileri olduğunu biliriz, yang eril enerjiyi, yin ise dişil enerjiyi temsil eder. Yang yani eril enerji beyazla temsil edilir çünkü beyaz yansıtıcıdır,



Şems-i Tebrizi’nin, Makalat’ında şöyle geçer; “Bu Mevlana Ay’dır; benim varlığımın güneşine gözler erişemez. Ancak Ay’a erişebilir. Işığının ve aydınlığının son derece parlaklığından dolayı gözler Güneş’e bakamaz. O Ay Güneşe erişemez ama Güneş Ay’a yetişebilir.”Şems-i Tebrizi’nin, Makalat’ında şöyle geçer; “Bu Mevlana Ay’dır; benim varlığımın güneşine gözler erişemez. Ancak Ay’a erişebilir. Işığının ve aydınlığının son derece parlaklığından dolayı gözler Güneş’e bakamaz. O Ay Güneşe erişemez ama Güneş Ay’a yetişebilir.”
Şems-i Tebrizi’nin, Makalat’ında şöyle geçer; “Bu Mevlana Ay’dır; benim varlığımın güneşine gözler erişemez. Ancak Ay’a erişebilir. Işığının ve aydınlığının son derece parlaklığından dolayı gözler Güneş’e bakamaz. O Ay Güneşe erişemez ama Güneş Ay’a yetişebilir.”








Kimse anlamadı beyaz tavşanı..

Kimse anlamadı beyaz tavşanı..



Ünlü çocuk kitabı, Alice Harikalar Diyarında'yı okumuşsunuzdur. Okumadıysanız da konusunu biliyorsunuzdur mutlaka. Ablasıyla pikniğe çıkan Alice, sıkıntıdan patlarken, "Eyvah! Geç kaldım" diyerek koşuşturan ve sürekli saatine bakan beyaz bir tavşanı fark edip peşinden gitmeye başlar. Ve kendini bambaşka bir dünyada buluverir.
Çocuk kitabı olarak bilinse de aslında kitap, mantık ve matematik kavramlarının arka planda tartışıldığı bir eser. Yazarının her ne kadar Lewis Caroll takma ismini kullanmış olsa da Charles Lutwidge Dodgson aslında Britanyalı bir matematikçi olduğu söyleniyor.
Dikkatlice incelendiğinde matematik oyunlarıyla örüldüğü de ortaya çıkıyor. Mesela Alice gerçek hayatta olup olmadığını anlamak için çarpım tablosunu saymaya başlar bunu yaparken de yerdeki fayanslardan değişik kombinasyonlar yaratır.




FELSEFE VE MATEMATİK
Alice Harikalar Diyarı'nda isimli masalın ana karakterlerinden biri her daim onun karşısına çıkan ve mantığı temsil eden Cheshire Kedisi. Alice istediğinde ortaya çıkar ve genellikle Alice'i kızdıran konuşmalar yapar. Ama Cheshire Kedisi'nin tüm konuşmaları felsefi değer taşır ve Alice'in hayata bakışını zorlar.
Kitabın matematik, felsefi boyutunun yanı sıra psikolojik derinliği de var. Örneğin tavşan deliği, gizemi, bilinmeyeni temsil ediyor ve koşarak kaçan beyaz tavşan filmlere, başka kitaplara ve şarkılara ilham veriyor. Matrix filminde, filmin kahramanı Neo'nun beyaz tavşanı takip ederek kendini yepyeni bir dünyaya açılan kapıda bulması gibi. The Beatles'ın "Lucy In The Sky With Diamonds" parçasında, Nabakov'un birçok eserinde Alice'den izler olduğu söylenir.
Niye bu masaldan söz ettiğime gelince, geçtiğimiz pazar akşamı Moviemax'te Tim Burton'ın yönetmenliğini yaptığı filmi seyrettim. Mia Wasikowska'nın Alice'i canlandırdığı yapımda Johnny Depp şapkacıyı, Anne Hataway beyaz kraliçeyi, yönetmenin eşi olan Helena Bonham Carter da kırmızı kraliçeyi oynuyor.
Filmde Alice 17 yaşında ve sosyeteye tanıtım partisinde. Babası öldüğü için annesi ve ablası bir an önce evlenmesini istiyor. Ona sunulan tek seçenek evlilik anlayacağınız. Yoksa annesine yük olacak veya evde kalacak. Alice'in ise evlenmeye pek niyeti yok. Hem damat adayından hoşlanmıyor hem eniştesinin ablasına ihanet ettiğini gördüğü için evliliğe güveni sarsılmış hem de gelecek için henüz belirlemese de başka hayalleri var. Kısacası yazgısına boyun eğmek niyetinde değil.




HAYALLERİNİN PEŞİNDE



Damat adayı herkesin önünde diz çökerek evlenme teklifinde bulunur Alice'e. Onun aklı ise ablası, annesi ve kayınvalide adayıyla konuşurken sık sık karşısına çıkan tavşandır. Tavşan elbise giymiştir ve Alice'i yanına çağırmaktadır. Onun peşinden giderek delikten aşağıya yuvarlanınca da bir masalın ortasında bulur kendini. Rüyada olduğunu zanneder, gördüklerinin kendi kurduğu bir düş olduğuna inandırmaya çalışır kendini ama uyanmadığı ve masal devam ettiği için de sonuna kadar gider. Yapamayacağını düşündüğü şeyleri yapar ve kendi gücüne kendisi de şaşırır.
Masaldan uyanıp gerçek dünyaya döndüğü zaman da kendisini ve cevabını bekleyen topluluğa evlenme teklifini kabul etmediğini söyler. Amacı babası gibi iş hayatına atılmak, gemilere binip uzak diyarlara gitmektir. Düşündüğünü de yapar.
Darısı hayallerini gerçekleştirmek isteyen herkesin başına

BEYAZ TAVŞAN Alice Harikalar Diyarındanın vazgeçilmezidir


BEYAZ TAVŞAN Alice Harikalar Diyarındanın vazgeçilmezidir



BEYAZ TAVŞAN alice harikalar diyarındanın vaz geçilmezidir beyaz tavşan. Alice'i peşindne dürükler ve ne hikmetse YERALTIna götürür... Beyaz tavşan genelde uyanış çağrısıdır. Donnie Darko ve Matrix gibi filmlerde de aynı amacı ile kullanılmıştır. Bir yerlerde beyaz tavşandan bahsediliyorsa yine hiç şüpheniz olmasın ki illüminati iş başında.




KELEBEK - DEĞİŞİM (Normalde kelebek 'kelebek etkisi' adı altında değişimi simgeler ve bunu pek çok kişi de bilir. Ve yine aynı sebepten ötürü illüminatinin de en favori simgelerinden biri haline gelmiştir... Bir mason asla kelebek kullanmaz. İki kısım da değişim istemesine rağmen sadece illüminati kendi istediği değişimi kelebek ile simgeler










Matrix-BEYAZ TAVŞAN

Matrix-BEYAZ TAVŞAN






Beyaz tavşan ve Eski Mısır

 Beyaz tavşan ve Eski Mısır





Eski Mısır’da Osiris’i temsil eden hayvan ‘beyaz tavşan’.Masonlar kurdukları fuhuş sektörü dergisi olan Playboy’a verdikleri sembol ile O’nu anmakta ve tanrılarını tesbih etmektedirler. 
Bir dolarda da gizli bir tavşan silüetini saklamışlar, 




Alice Harikalar Diyarı Masalı’nı hatırlayın, Alice beyaz tavşanı izler ve içerisinde türlü cinlerin, perilerin, devlerin olduğu bir dünyada kendisini bulur. 
 






                    http://sosyopatkapital.blogspot.com.tr/2014/03/hollywood-ve-zihin-kontrolu.html
  

İlk defa çizgi film uyarlamasını ise ne tesadüftür ki Walt Disney üstlenmiştir. Walt Disney’in, çizgi film uyarlamasına, Cia’in o dönem üzerinde araştırma yaptığı ‘Monarch ve Mk Ultra Akıl Kontrol Projesi’nden bazı öğeler yerleştirdiği bilinir. 





Matrix'in filminin ilk serisinde ise beyaz tavşan, Neo’nun gerçek dünyaya uyanışını sağlayacak Trinity’nin attığı mesajdır ve bunun akabinde, Neo'nun kapısına gelen yakın müşterisinin sevgilisinin kolunda, beyaz tavşan dövmesi olarak karşımıza çıkar.




 Osiris bir cindir. Vermek istedikleri mesaj çok açıktır: 




‘Büyünün olduğu bir dünyaya erişin’! Kabala’dan öğrendikleri bir büyü vardır ki, bugün bu büyüyü neredeyse her alanda çok etkin bir şekilde kullanırlar.



neo

neo








EVANGELİSTLERİN SON HEDEFİ TÜRKİYE OLACAK!


EVANGELİSTLERİN SON HEDEFİ TÜRKİYE OLACAK!

Kurtoğlu programda, yeni bir dünya düzeninden bahseden küresel güçlerin son fethedecekleri ülkenin Türkiye olacağını vurguladı. Kurtoğlu " Yeni dünya düzeninde son fethedilecek ülkenin adı Edom'dur. Hepimizin kanını donduracak şey şudur. Edom bin yıldır yaşadığımız topraklar, vatanımız yani Anadolu'dur" dedi…
Kurtoğlu Peki, kim bu adamlar? Amaçları ne? Nasıl bir dünya dizayn etmek istiyorlar? Küresel güçlerin başında hangi siyasi aktörler rol alıyor sorusuna da dikkat çekici yanıtlar verdi. 
Koskoca bir ülkenin politikasını işte bu gizli güçlerin belirlediğini vurgulayan Doç. Dr. Kurtoğlu, "Neden Türkiye? Çünkü Tanrının yürüdüğü topraklar olarak nitelendirdikleri yer Anadolu'dur" dedi. Ayrıca Kurtoğlu, İlk bilinen Evangelist'in ABD Başkanı Jimmy Carter olduğunu, ardından Ronald Reagan, George W. Bush'un da birer evangelist olduğunu söyledi. Kurtoğlu, yaklaşık 315 milyon ABD nüfusunun 144 milyonunu bunlar oluşturuyor diye konuştu.



EVANGELİSTLERE GÖRE DÜNYADA HER 4 İNSANDAN BİRİ ÖLECEK!"Bunlara göre Hz. İsa iki defa değil üç defa gelecek, ilk olarak bunlar bulutların üzerine yükselecekler; vur patlasın çal oynasın yapacaklar. Aşağıdaki her 4 insandan üçü ölecek.
Öncelikle ilk kurban biz Müslümanlar olacak sonra Budistler, Japonlar ve Çinliler olacak. ABD' deki 144 milyonun dışındakilerin de şansı yok tabii"
Ayrıca, Ramazan Kağan Kurtoğlu televizyon ve sinema sektörünün de tek dünya devleti kurmayı tasarlayanlar tarafından yönlendirildiğini savundu…
"Hollywood, tamamen İsrail'in ve Yahudilerin kontrolü altındadır. Devasa yapım şirketleri var. CIA'in merkezi orada. Başkanlığın merkezi orası, NSA( National Security Agency)'nın merkezi orasıdır. Sinema ve televizyon inanılmaz bir silahtır. Evangelistler diyor ki "Hz. İsa'nın elinde Hollywood olsaydı başka hiçbir şeye ihtiyaç duymazdı." . İşte bunlar böyle sizin algı eşiğinizle oynuyorlar. İnsanlarımız 20 yıl önceyle şimdiyi kıyaslarlarsa aradaki değişimi göreceklerdir. Matrix filmi tam manasıyla bir Mesih filmidir. Gençler filmleri izlerken görüntülere değil ne söylediğine, gizli amaçlarına bakmalılar.

TÜRKİYE'DEKİ EVANGELİSTLERİ SÖYLERSEM 7.5 ŞİDDETİNDE DEPREM OLUR!Kurtoğlu, Dünya politikalarına yön veren, finans ve medyaya hâkim güçler, Türkiye'de kimlerle işbirliği yapıyor? Sorusuna da "Elbette birçok isim var ama isim vermemiz Türkiye'de 7.5 şiddetinde depreme neden olur. Tüm dünyayı ahtapot gibi sardıkları gibi Türkiye'de de uzantıları elbette var. Amaçlarını gerçekleştirmek için İslam'ı peygambersiz hale getirmek istiyorlar. Bizim üzerimizde üç tane oyun oynuyorlar; birincisi dinimiz. Kardeşi kardeşe düşürüyorlar. Yani Müslümanları bölün bölebildiğiniz kadar. Böl parçala yönet" diye konuştu…

/* -----Bitiş-----*/